Dava dilekçesinde 16.633,28 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 10.12.1992 tarihinde sözleşmeli veteriner sağlık teknisyeni olarak olarak göreve başladığını, 15.05.1995 tarihinde kadrolu memurluğa geçtiğini, lise mezunu olmasına rağmen, göreve başlarken doldurduğu bilgi formunda yüksek okul mezunu olduğunu beyan etmesi sebebiyle, kendisine fazla maaş ödemesi yapıldığını belirterek; toplam 16.623,28 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece; davanın 60 günlük dava açma süresi içinde açılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Somut olayda; davacı idarenin davalıya yaptığı hatalı ödemeden sözedilerek; yersiz ödenen paranın faiziyle birlikte tahsili istenilmektedir.
Borçlar Kanununun 62.maddesi (6098 Sayılı Borçlar Kanununun 78.maddesi) gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.
HGK'nun 1982/13-387 E.-1984/997 K. sayılı kararında; hatalı intibak ve hatalı terfi gibi şart tasarrufun yanlış yapılması veya sonradan geri alınması halinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılan fazla ödemenin idare hukuku ilkelerine göre geri istenebileceği ve geri isteme süresinin 60 gün olduğu, ancak şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin ise Borçlar Kanununun haksız iktisap kuralları çerçevesinde geri istenebileceği açıklanmıştır.
Mahkemece; herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin, Borçlar Hukukunun haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.