Dava dilekçesinde fazla hakları saklı tutularak 20.000,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 394,11 TL üzerinden kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, davalıyla ... 1. Noterliğinde 22.12.1995 tarih ve 18361 sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeye göre taşınmazın bedelini ödemesine rağmen davalının 1/3 hisse tapusunu vermediği gibi üçüncü şahsa devredildiğinin öğrenildiği ileri sürülerek, taşınmazın bilirkişilerce belirlenecek bedeli ve talep hakkı saklı tutularak 20.000,00 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davacının satış vaadi sözleşmesinde belirlenen bedeli ödemek suretiyle edimini yerine getirdiği, davalı tarafından ifa edilmeyen edimin ifa kabiliyetinin de bulunmadığı, davacının yaptığı ödemeyi ifa imkânsızlığının oluştuğu üçüncü kişiye satış tarihindeki karşılığının denkleştirici adalet ilkesi gereği bilirkişi tarafından belirlenen 394,11 TL olduğu, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davacı Noterden yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın üçüncü kişiye satıldığından bahisle tazminat isteminde bulunmuştur. Taraflar arasındaki satış sözleşmesi geçerlidir. Taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı ve ifanın artık imkânsız hale geldiği tartışmasızdır. Öyle olunca, mahkemece ifanın imkânsız hale geldiği üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle, taşınmazın rayiç değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile belirlenen bedele hükmedilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.