SAYISI: 2018/1812 E., 2019/818 K.
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2018 tarihli ve 2018/105 Esas, 2018/214 sayılı kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası yollamasıyla aynı maddenin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.09.2019 tarihli ve 2018/1812 Esas ve 2019/818 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, sanık hakkında örgüt mensubu olduğu gerekçesiyle mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanırken yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının gösterilmesi gerektiği göz önüne alınarak, aynı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uygulama maddesi olarak gösterilmeyecek şekilde ilgili hüküm fıkrasının düzeltilmesi yönünden, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.01.2022 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafinin temyiz istemi özet olarak;
1. Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2. Delillerin hangisine itibar edilip hangisine itibar edilmediğine yer verilmeksizin gerekçesiz şekilde hüküm kurulduğuna,
3. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğuna,
4. Sanığın ByLock kullanmadığına, ByLock konusunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine, sanığın ByLock kullanıp kullanmadığına dair şüpheler açıklığa kavuşturulmadan bu delilin hükme esas alınamayacağına,
5. İsabetsiz gerekçe ile teşdiden ceza tayin edildiğine,
6. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
7. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltme sebebi dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmalarında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın, örgüt hiyerarşisine organik bağ ile bağlı olup olmadığının tespiti bakımından, ilgili birimlerden USERID tespit çalışmalarının hangi aşamada olduğu da sorularak ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun yeniden talep edilmesi, UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden dosyaya gelen deliller kapsamında; -Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunun 02.11.2021 tarihli yazısının ekinde yer alan- ... D. isimli şahsın beyanının ve teşhisinin, -Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunun 22.06.2020 tarihli yazısının ekinde yer alan- ... E. isimli şahsın beyanının ve teşhisinin, -Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 30.03.2021 tarihli yazısının ekinde yer alan- ... S. isimli şahsın beyanının ve teşhisinin, -Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunun 10.12.2018 tarihli yazısının ekinde yer alan- ... ... A. isimli şahsın beyanının ve teşhisinin, -Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunun 09.01.2019 tarihli yazısının ekinde yer alan- ... U. isimli şahsın beyanının ve teşhisinin, -Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunun 04.11.2021 tarihli yazısının ekinde yer alan- ... K. isimli şahsın beyanının ve teşhisinin, -Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunun 03.12.2018 tarihli yazısının ekinde yer alan- ... G. isimli şahsın beyanının ve teşhisinin, -Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunun 14.11.2019 tarihli yazısının ekinde yer alan- ... S. isimli şahsın beyanının ve teşhisinin, hükümden sonra dosyaya fiziken gelen ... H. isimli şahsın teşhisinin ve elde edilecek tüm delillerin 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunarak diyeceklerinin sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Genel kural, tanıkların mahkeme huzurunda bizzat dinlenilmesi olup bunun gerçekleşememesi halinde SEGBİS yolu ile dinlenebileceği, bu teknik imkanın bulunmaması halinde de hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkemece istinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilmesi mümkündür (CMK 180/1) ancak; tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilmelidir. (CMK 181/1).
Dosya kapsamına göre tanıklar ... T., ... K., ... C. ve ... ... Y.'nin beyanlarının suçun sübutu açısından ehemmiyet arz eder nitelikte olması karşısında, tanıkların duruşmaya getirilerek yahut bunun mümkün olmaması halinde SEGBİS yolu ile hazır edilerek taraflara da soru sorma hakkı tanınmak suretiyle beyanlarının tespit edilmesi lüzumunun gözetilmemesi ve tanıkların kovuşturma aşamasında hiçbir şekilde beyanlarının alınmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.09.2019 tarihli ve 2018/1812 Esas, 2019/818 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.