Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2016/27 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 600,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.
1.Mahkemece; sanığın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında özel kalem müdürü olarak çalıştığını beyan edip işe sokacağını vadederek katılandan 390,00 TL para aldığı, kuruma ait bilgi vererek özel kalem müdürü olduğunu belirttiği ve bu şekliyle kuruma ait olan bir alamet veya işaret kullandığı, böylece kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, banka dekontu, katılanın beyanı, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Sanığın, kendini katılana Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında özel kalem müdürü olarak tanıtıp işe sokacağını vadederek menfaat temin etmekten ibaret eyleminde, kamu kurumunun herhangi bir maddi varlığının kullanılmaması karşısında, sübut bulan eyleminin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma kapsamında kalan ve 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2.Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin 26.08.2014 tarihi olarak gösterilmesi yerine 2014 şeklinde gösterilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuş,
2.Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Tekerrüre esas alınan ilamın dava konusu suç tarihinden sonra kesinleştiği, dolayısıyla bu ilam yönünden tekerrür koşullarının oluşmadığı, ancak adli sicil kaydında tekerrüre esas alınabilecek diğer ilamlar yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2016/27 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2024 tarihinde karar verildi.