Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, uzun yıllar davalı ... personeli olarak çalışmasına rağmen muvazaalı yöntemlerle sanki başka bir firmanın geçici personeliymiş gibi kayıt oluşturulduğunu, yapılan feshin geçersiz olduğunu belirterek davalılardan Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı bünyesinde mevcut unvan ve çalışma koşulları ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Enstitü vekili, husumet itirazında bulunmuş, diğer davalı şirket vekili ise davalı idare ile yapılan hizmet alım sözleşmeleri ile bilgisayar hizmetlerine dair veri giriş hizmetini üstlendiğini, davacının bu sözleşmelere bağlı olarak yapılacak veri giriş işinde çalışmak suretiyle işe alındığını, ihale süresinin sona ermesi nedeniyle de iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava
açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (15.09.2008 gün ve 2008/1860 Esas, 2008/23531 Karar sayılı ilamımız).
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin feshine ilişkin bildirim davacıya 17.01.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili,... İş Mahkemesi kanalıyla Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmek üzere 16.02.2011 tarihinde harç ödeyerek iş bu davayı açmıştır.... İş Mahkemesi de 2011/23 muhabere numarası ile dava dilekçesini ve harcın alındığına dair belgeleri Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine göndermiştir. Burada yapılan tevzilendirme işlemi ise 24.02.2011 tarihlidir.
Bu nedenle mahkemece, davanın açıldığı tarih, harcın yatırıldığı 16.02.2011 tarihi iken tevzilendirme tarihi olan 24.02.2011 tarihi esas alınarak davanın yasal 1 aylık süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile reddi hatalıdır.
Dava süresi içerisinde açıldığından, mahkemece tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, sair yönleri incelenmeksizin yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.