Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Yahyalı Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2015 tarihli ve 2014/61 Esas, 2015/50 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın cinsel saldırı suçundan,
6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi lehe kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlarına; aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sonuç hapis cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanık Müdafilerinin Temyiz İsteği
Katılan ile tanık beyanlarının birbiriyle çeliştiğine, olay yerinin küçük bir yer olduğunun keşifle sabit olduğuna, iş yerinde katılanın eşi ile annesinin bulunduğuna, hayatın olağan akışı içerisinde böyle dar bir mekanda iddiaya konu hareketlerin yapılamayacağına, içerisinin göründüğünü, böyle bir eylemin olduğu kabul edilse bile orada bulunan eşinden ve kayınvalidesinden neden yardım istemediğinin düşündürücü olduğuna, katılanın tepki göstermediğine, katılanın beyanına ilk başta itibar edilmeyip öncelikle araştırma gereği duyulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yahyalı Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2015 tarihli ve 2014/61 Esas, 2015/50 Karar sayılı kararında sanık müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.