Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/849 Esas, 2016/364 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43,51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiilerinin temyiz isteği; sanığa katılan tarafından verilen vekaletnamede, sanığın iş yeri kapatma yetkisinin olduğuna, bu nedenle eylemlerinin faydasız sahtecilik kapsamında kaldığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanığın fiilen kendisine ait ancak eşi katılan adına kayıtlı olan iş yerine ilişkin olarak 29.01.2015 tarihinde katılan eşinin imzasını sahte olarak atarak vergi dairesine işi bırakma bildirim dilekçesi verdiği, yine 31.12.2014 tarihinde iş yerindeki kırma makinesini başka birine satıp yine eşi adına sahte imza atarak fatura düzenlediği iddiası ile ilgili olarak açılan kamu davasında; sanık savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, iş yerinin kendisine ait olduğunu, ancak çeşitli sebeplerden eşi adına devrettiğini, ancak bu devirden sonra eşi tarafından işlerin yürütülmesi için kendisine vekaletname verildiğini, söz konusu belgelere eşi adına imza attığını beyan etmiş, Mahkemece tüm dosya kapsamı ile sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. Katılan adına kayıtlı olan, ancak katılan tarafından sanığa verilen 30.12.2011 tarihli ve 46345 numaralı vekaletname ile sanık tarafından işlerin yürütüldüğü iş yerine ilişkin, sanığın katılanın imzasını taklit ederek iş yerindeki kırma makinesini satararak fatura düzenlediği ve onun yerine sahte imza atarak işi bırakma bildirim dilekçesi verdiğinin iddia edildiği olayda; dosya arasında bulunan vekaletname örneği incelendiğinde, sanığa katılan tarafından mal alıp satma ve yine ilgili vergi dairelerine müracaatla vergi kapanış işlemleri yapma yetkisinin verildiği anlaşılmakla; eylemin bu haliyle "faydasız sahtecilik" niteliğinde olduğu gözetilmeksizin, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

2. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mahkûm olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında birinci fıkranın (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanamayacağının gözetilmemesi ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/849 Esas, 2016/364 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.