Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2016 tarihli ve 2015/597 Esas, 2016/246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddesin uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık, kararı temyiz etmek istediğini beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.

1. Kolluk kuvvetlerince yürütülen hırsızlık soruşturması kapsamında yapılan fail araştırması sırasında, katılana mağdur ... kimlik bilgileri ile sanığın fotoğrafını içeren nüfus cüzdanını ibraz ederek cep telefon ve tablet sattığı tespit edilen sanığın, nüfus cüzdan fotokopisinin altına bahse konu çaldığı tableti ve cep telefonu cihazını sattığına dair imzalar atarak ...'ın kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle sahte satış sözleşmesi düzenlemek suretiyle üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunmuştur.

2. Sanık savunmasında; o dönemde ikinci el cep telefonu alım satımı yaptığını, yakalanmamak amacıyla başkasının kimlik fotokopisini kullanarak eşyaları sattığını, bu nedenle suçlamayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

3. Mahkemece sanığın katılana yönelik resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. Resmi belgede sahtecilik suçunda ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği cihetle; fotokopi üzerinde, mahkemece söz konusu belgenin objektif olarak aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının tespitinin mümkün olmaması ve sanığın kullandığı haliyle nüfus cüzdanının aslının ele geçirilemediğinin anlaşılması karşısında, resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağının gözetilmemesi,

2. Sanığın iki ayrı araçtan çaldığı tablet ve cep telefonunu suç tarihinde katılanın nüfus cüzdan fotokopisini kullanarak bahse konu tablet ve cep telefonunu mağdura satarken, fotokopi belgesinin altına satılan cihazların imei numaralarını yazarak satış beyanında bulunduğu ve imzalamak suretiyle özel belge düzenlediği iddia edilen olayda; sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik suçu kapsamında kalmasına rağmen, resmi belgede sahtecilik suçu olarak değerlendirilmek suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülmesi,

3. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu ve suça konu belge asıllarının aldatıcılık niteliği yönünden bir değerlendirme yapılmadığı da göz önüne alınarak, suça konu satış beyanının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak sağlayacak şekilde belge aslının dosya içinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, belgenin aldatıcılık niteliği hususunda gözlem yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,

4. Sanık hakkında, tekerrüre esas alınan Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2012/1048 Esas, 2014/221 Karar sayılı ilâmına konu, 5237 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan hırsızlık suçu yönünden, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi kapsamında uzlaşma hükümlerinin uygulanabilir hâle geldiği gözetilerek, tekerrüre esas alınan ilâm yönünden uzlaştırma usulünün uygulandığına ilişkin ek karar verildiği UYAP kayıtlarından anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrüre esas başka sabıkası olup olmadığının tespiti ile tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
5. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2016 tarihli ve 2015/597 Esas, 2016/246 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.