Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2009 tarihli kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen karar 24.09.2009 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Sanığın denetim süresi içerisinde 03.10.2013 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilip 03.11.2015 tarihinde kesinleşen 10 ay hapis cezasından çevrilen 6.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyeti nedeniyle ihbarda bulunulması üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2016/8 Esas, 2016/632 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; verilen kararın usule aykırı ve adil olmadığına ilişkindir.

Askeri firar olması nedeniyle yapılan ihbar üzerine yürütülen araştırma kapsamında yakalanan ve yapılan üst aramasında, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ve kardeşi V.E.'nin kimlik bilgilerini ihtiva eden nüfus cüzdanı ele geçen sanık hakkında, mahalle muhtarlığından almış olduğu, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak kardeşi V.E.'nin kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanı talep belgesi ile müracaat ettiği nüfus müdürlüğünden çıkartmış olduğu ve yapılan aramada ele geçen nüfus cüzdanını kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında, tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 24.09.2009 tarihinden denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 03.10.2013 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu belirlenmiştir.

2. Sanığın, muhtarlıktan aldığı suça konu sahte nüfus cüzdanı talep belgesini kullanarak nüfus müdürlüğünden almış olduğu suça konu sahte nüfus cüzdanını kullanmaktan ibaret eylemlerinin, kül halinde “zincirleme biçimde işlenen resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

5. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün olan ve aşağıda gösterilen bozma nedeni dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Adli Emanet Memurluğunun 2009/501 sırasında kayıtlı suça konu nüfus cüzdanı ve dosya arasında bulunan suça konu nüfus cüzdanı talep belgesinin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerekirken, nüfus cüzdanının imhasına karar verilmesi ve nüfus cüzdanı talep belgesine ilişkin karar verilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde (5) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2016/8 Esas, 2016/632 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından (5) numaralı paragraf çıkartılıp yerine "Malatya Adli Emanet Memurluğunun 2009/501 sırasında kayıtlı suça konu nüfus cüzdanı aslı ve dosya arasında bulunan suça konu nüfus cüzdanı talep belgesi aslının dosyada delil olarak saklanmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.