Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan M. Z., Eşref, Sait ve Ö.. S.. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:

Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükümden sonra gerçekleşen olgular nedeniyle verilen hüküm usul hükümlerine aykırı düşmüştür.
Toplanan delillerden dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı taşınmaz hakkında taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlanarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda elde edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez.
Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında bu tür davalar yönünden eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur ve davanın her aşamasında mevcut olması gerekir.
Somut olayda ortaklığın giderilmesi davasının açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi halinde, davacı tarafın tespit davası açmakta başlangıçta var olan hukuksal yararının ortadan kalkacağı ve bu durumda davanın hukuki yarar yokluğundan reddine

karar verileceği gözetildiğinde davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için açılmamış sayılma kararının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki bu olgu mahkemece araştırılmamıştır. Dava koşulu olduğu kuşkusuz olan hukuki yararın, taraflarca öne sürülmese bile mahkemece ve temyiz aşamasında Yargıtay’ca kendiliğinden (resen) dikkate alınabileceği tartışmasızdır.
Hal böyle olunca; dava şartının varlığı duraksamasız belirlenmesi gerekirken bu olgu gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükümden sonra ve temyiz aşamasında gerçekleşen bu olgu dikkate alınarak yeniden yargılama yapılmak ve yeni bir hüküm verilmek üzere yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre de davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalılardan M.Z., Eşref, Sait ve Ö.. S..'na iadesine, 08/05/2014 gününde oybirliği ile karar verildi.