Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2016/153 Esas, 2016/362 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi; dosyasının incelenerek lehine hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.

Sanığın başka bir suç nedeniyle yakalandığında, suça konu sahte sürücü belgesini ibraz ettiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmış, sanık suçlamayı kabul etmiş, bulduğu sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırarak kullandığını beyan etmiş, mahkemesince suça konu belge incelenmiş, aldatıcılık niteliğinin bulunduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararı verilmiştir.

Gerekçeli karar başlığında "10.04.2014" olarak yanlış yazılan suç tarihinin, sanık tarafından suça konu nüfus cüzdanının ibraz edildiği tarih olan "03.03.2014" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2016/153 Esas, 2016/362 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.