Esastan red
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan davacının ... Yapı Dekorasyon San. Tic. Ltd. Şti. yanında işçi olarak çalışırken diğer davalı ...'a ait Orhaniye köyündeki evde 31.01.2014 tarihinde çatıdan düştüğünü belirterek iş kazası nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 26.07.2017 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat isteminin geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve tedavi için gidilen yol/konaklama masrafına ilişkin olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen olayda davalının işveren sıfatı bulunmadığını, davaya karşı husumet itirazında bulunduğunu, bina çatısı ile ilgili herhangi bir yapım anlaşması olmadığını, yaşanan kazada kusurun davacıya ait olduğunu, SGK tarafından inceleme raporunda işveren ... Yapı firmasının %100 kusurlu olduğunun belirlendiğini, müvekkiline herhangi bir kusur izafe edilmediğini belirterek davanın husumet yönünden reddini talep etmiştir.
Davalı ... Yapı Dekorasyon ... Ltd. Şti. cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacıya çatıya çıkması konusunda herhangi bir talimat verilmediğini, yapılan anlaşmada çatı ile ilgili herhangi bir madde olmadığını, davacıya geçirmiş olduğu kaza dolayısıyla maddi ve manevi tazminat ödemesi yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 17.10.2016 tarihinde tanzim edilen inceleme raporunda kazalı ...'ın 31.01.2014 tarihinde maruz kaldığı olayın işyerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana geldiği tespit edildiğinden, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin (b) fıkrasına göre iş kazası olduğu, olayın meydana gelmesinde işverenin %100 kusuru bulunduğunun tespit edildiği, 07.05.2018 tarihli kusur raporuna göre davacının yüksekten düşerek yaralanması ile meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca iş kazası olduğu, davalı işveren ... Yapı Dek. San. Tic. Ltd. Şti.'nin %60 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'ın işveren sıfanın bulunmaması nedeni ile kusurunun bulunmadığı, kazazede davacının %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davacı ...'ın yaşı, yaptığı işteki tecrübesi, aklı ... sahibi çalışan olarak işyerinde çalıştığı sırada tavandan gelen akıntı nedeni ile çatıya çıkarak kontrol etmek istediği sırada havanın yağışlı, çatı kaplamasının ıslak olmasını dikkate almaması, tedbir almaksızın sac kaplama çatıda yürüyerek kendi emniyetini, vücut bütünlüğünü korumada dikkatsiz tedbirsiz özensiz çalışarak ayağı kayarak yüksekten düşüp yaralanmasında bilirkişi heyeti tarafından kusur izafe edilmesinin Mahkemece uygun bulunduğu, Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenmiş olan meslekte kazanma gücü kaybı oranı (sürekli iş göremezlik derece) tespitine ilişkin sağlık kurulu raporunda, sürekli iş göremezlik derecesinin %50 olarak tespit edildiği, belirlenen maluliyete ilişkin davacı ve davalı tarafça itiraz olmadığından davacının maluliyetinin belirlenen oran kadar olduğunun kabul edildiği, 13.07.2021 tarihli hesap bilirkişi raporunda Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yeni içtihatına göre TRH 2010 tablosuna göre hesaplama yapıldığı, davacının iş kaybından doğan maddi zararının 396.367,95 TL olduğu tespitine yer verildiği, davacının yol-konaklama masrafı talep ettiği, ancak herhangi yazılı belge sunmadığı gibi dosya kapsamında ne kadar süre ile konaklama ve yol harcaması olduğuna dair somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğinden davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verildiği, kazanın meydana geldiği evin işlerinin yapılması için taraflar arasında 15.10.2013 tarihli 65,000,00 TL tutarlı anahtar teslim sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin taraflarının ... Yapı Dek. San Tic Ltd Şti ile ... oldukları, sözleşmenin konusunun 3 katlı betonarme binanın 3 üncü katının laminant parke, elektrik tesisatı, su tesisati, banyo, tuvalet, balkon fayans korkulukları, pencere, duvarların alçı sıvası, mutfak işlerinin yapılması olduğu, 4 üncü maddede ... Almanya'dan Türkiye'ye döndüğü 01.06.2014 tarihinde işe başlanacağının yazılı olduğu, sözleşme anahtar teslimi olup yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde evin sahibi ...'ın işverenlik sıfatının bulunmadığı, ... Yapı Dek. San. Tic. Ltd. Şti. firmasının işverenlik sıfatının bulunması nedeni ile kazanın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunduğu kanaatine varıldığı, bu nedenle ... yönünden davanın husumetten reddine karar verildiği, kaza tarihinde 32 yaşında olan işçinin yaşı, davalılara nazaran kusur oranının düşüklüğü, yaşamını bedensel çalışma ile ikame etmesi, sosyal ve ekonomik durumu ve manevi tazminatın belirlenmesine dair ilkeler ışığında manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat(geçici iş göremezlik-sürekli iş göremezlik) talebinin kabulü ile 396.367,95 TL maddi tazminatın olay tarihi 31.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Yapı Dekorasyon İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirket'den tahsili ile davacıya verilmesine, davacının yol konaklama masrafı talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 31.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Yapı Dekorasyon İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirket'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili, davalı ... ile davalı şirket arasında yapılmış olan sözleşmenin anahtar teslimi olarak değerlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, binanın belli bir kısmının yapımını üstlendiğini, davalı ...'ın asıl işveren olarak binada her türlü iş güvenliği tedbirini almak ve alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını denetlemekle yükümlü olduğunu, Mahkemece husumetten red kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işin davalı ...'a ait Giresun ilçesi Seyit Köyünde bulunan 3 katlı binanın 3 üncü katının parke, elektrik tesisatı, su tesisatı, banyo, pencere, alçı vb. yapım işi olduğu, davalı ... Yapı Dekorasyon İnşaat Paz. San. Ticaret Limited Şirketi ile davalı ... arasında imzalanan ve dosyaya sunulan sözleşme kapsamına ve davalı ...'ın sözleşme süreci dışında işin ifasına dahilinin olmamasına göre, işin anahtar teslimi iş olduğu, davalı ...'ın asıl işverenlik sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından, bu davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, davalı ... ile davalı şirket arasında yapılmış olan sözleşmenin anahtar teslimi olarak değerlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, davalı ...'ın asıl işveren olarak binada her türlü iş güvenliği tedbirini almak ve alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını denetlemekle yükümlü olduğunu, Mahkemece husumetten red kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 366 yollamasıyla uygulanan 348 inci maddesi ve 369,370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri ve 114 ve 115 inci maddeleridir.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Dosya kapsamından, Giresun Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27.7.2022 tarihli ve 3.8.2022 tarihli yazılarında .... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... Yapı Dekorasyon İnşaat Paz. San. Tic. Ldt. Şti.'nin ticaret sicil kaydının 13.7.2022 tarihinde terkin edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, davalı ... Yapı Dekorasyon İnşaat Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarını celp etmek, sonrasında davacı tarafa adı geçen şirketi ihya etmesi için dava açmak üzere süre vermek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının, sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.