Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.06.2016 tarihinde davacı yayaya zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan aracın çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı kuruma başvuru yapıldığını, ancak olumlu yanıt alınamadığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.200,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı kuruma başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 145.617,88 TL' ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 33.003,81 TL' ye ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, maluliyet oranının tebpit edilmesi gerektiğini, Güvence Hesabının sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve teknik faiz ile yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın kaza tarihi esas alınarak belirlenen yönetmelik hükümleri gereğince düzenlenen ve hükme esas alınan 29.01.2019 tarihli raporunda; %17 oranında sürekli iş göremezlik olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 24 (yirmidört) aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, kaza tarihi itibariyle zorunlu trafik sigorta poliçesi bulunmayan aracın dava dışı sürücüsü Selim Bağrıaçık' ın %100 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'in kusursuz olduğu, dava dosyasında Karayolları Trafik Kanununun 99. maddesine uygun yapılmış bir başvuru belgesi bulunmadığından davalının 17.02.2017 dava tarihinden önce temerrüde düştüğünün belirlenemediği, dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunulduğu, her ne kadar davacı tarafça geçici iş göremezlik tazminatı da talep edilerek ıslah dilekçesi ibraz edilmiş ise de; davacının kaza tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olduğu, gelir getiren bir işte çalışması söz konusu olmadığı, dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından ATK tarafından belirlenen 24 aylık iyileşme dönemi için talep edilebilir maddi zararının da söz konusu olmayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 145.617,88 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının müvekkiline başvuru yaptıktan sonra davacıdan istemiş olduğu trafik kazasından kaynaklanan rahatsızlıklarının kalıcı ve sürekli olduğunu belirten resmi ve yetkili bir hastaneden sağlık kurulu tarafından düzenlenecek sağlık kurulu raporunun aslı ile ceza dosyasına ilişkin evrakların ibrazının istenildiği, ancak evraklar temin edilmediğinden davacının taleplerinin reddedildiğini, bu nedenle başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta, dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davalı tarafça dava tarihinden önce davalı ... Hesabına başvurulduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığının belirtildiğini, eksik belge ile müraacat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine geldiğinin kabulü gerekeceği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sunduğu raporun 08.08.2016 tarihinde düzenlenmiş ve 6 ay sonra kontrol şartı içeren rapor olduğunu, kalıcı maluliyeti göstermediğini, 29.11.2016 tarihinde davacıdan kalıcı maluliyete ilişkin rapor sunmasının istendiğini, eksik evrak ile başvuru yapıldığını, istenen eksik belgeler tamamlanmadan dava açılmasının yerinde olmadığını, başvuru şartı yerine getirilmeden doğrudan dava yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan aracın davacı yayaya çarpması nedeniyle davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve mahkemece maluliyet oranının tespitine yönelik Adli Tıp Kurumu' ndan alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor olmasına ve kararda benimsenmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.