Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Dosyada yer alan CD izleme tutanağına göre, sanıkların suça konu aracı gece 01.38'de park ettiği yerden düz kontak yapmak suretiyle götürdükleri, sanığın kolluktaki beyanı ve Sulh Ceza Hakimliğindeki savunmasında, gece saat 01: 30 civarında aracı temyiz dışı sanık ... ile birlikte çaldıklarını ikrar ettiği, bu hususun temyiz dışı sanık ... tarafından da doğrulandığı ve UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre, 5237 sayılı Kanun'un 6/1-e maddesine göre gecenin 21.02'de başladığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında aynı Kanun'un 143/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Mahkemece tekerrüre esas alınan ilâmda birden fazla suçtan verilmiş cezalar olduğu gözetilerek, bu cezalardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, ilâmın tamamının tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde aynı Kanun'un 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.