Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden- 5271 sayılı Kanun'un 232 inci maddesinin 2 nci fıkrasının (c) bendi gereğince verilen kararların niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır.
İstinaf başvurusunun reddi kararı, istinaf başvurularının esastan reddi kararları
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2019/234 Esas, 2021/955 sayılı Kararının sanık müdafi ve Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
1.Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından katılan ... vekilinin istinaf başvusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararların; 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, itiraz merciince katılan ... vekilinin itirazı hususunda bir karar verildiği anlaşılmakla, temyiz incelemesine yer olmadığına, anılan suçlar ve temyiz istemleri yönünden dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı; cezanın tür ve süresine göre 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan, sanık müdafinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2018 tarihli ve 2017/315 Esas, 2018/1179 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2019/234 Esas, 2021/955 sayılı Kararıyla; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine kararı verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.12.2021 tarihli ve silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçu yönünden katılan ... vekilinin temyiz isteminin reddi, dolandırıcılık suçu yönünden katılan ... vekilinin ve sanık müdafinin, silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden ise sanık müdafinin temyiz istemlerinin ise esastan reddi ile hükümlerin onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafinin temyiz istemi özet olarak;
1. CMK’nın 230 uncu maddesine aykırı olarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine,
2.Mahkumiyet kararına konu her iki suç yönünden de dosya kapsamında sanığın mahkumiyetini gerektirir hiçbir maddi delil bulunmadığına, sanığın 2010 KPSS sınav sorularını ne zaman, nasıl, nerede aldığının ve örgütle iltisakının somutlaştırılmadığına,
3.Başka mahkemelerce benzer durumlardaki sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğine,
4.Yargılama aşamasında bizzat sanığın durumu ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının eksik araştırma niteliğinde olduğuna, 18 Mart 2015 tarihli Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Bilirkişi İnceleme Raporu, bilim dışı ve sübjektif değerlendirmeler içerdiğine,
5.Belirtilen yıllar arasındaki sınav başarı farkının nedenine ilişkin sanık savunmalarının dikkate alınması gerektiğine,
6.Sanığın beş sorudan yalnızca tek soruda yanlışta birleştiğine, bu sorunun kitapçıktan incelenerek bir kanaate varılması gerektiğine,
7. Sanığın ortak baz bilgisinin bulunduğu kişileri tanımadığına ve bu kişilerle irtibatının da bulunmadığına, para transferlerinin de örgütsel niteliğinin bulunmadığına,
8. Delillerden ziyade varsayıma dayalı olarak yargılama yapıldığına,
9.Sanığın eşinin TSK’dan ihraç edilmesinin suçların ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince sanığa izafe edilemeyeceğine,
10.Mahkumiyet kararına konu suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun yasal unsurlarının oluşması için sempati boyutunu aşan özel kastın bulunması gerektiğine,
11.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
Katılan ... vekilinin temyiz istemi özet olarak;
12 İddianame konusu her bir suçun kamu kurumlarına sızma odaklı örgütsel amaç doğrultusunda organize şekilde örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğine, ÖSYM Bilirkişi Raporu ile de bu hususun sabit olduğuna,
13. Sınava katılan adaylar önceden temin ettikleri cevapları resmi belge olan cevap kağıdına işledikleri için aldatıcı beyan taşıyan resmi belge niteliğindeki cevap kağıdının da resmi belge haline geldiğine, ÖSYM’nin aday hakkında düzenlediği belgenin de aldatıcı beyan sonucunda düzenlenen sahte resmi belge sıfatını haiz olduğuna,
14.Sanığın aldığı hileli hareketler ile son maaşa kadar haksız menfaat temin etmesi göz önüne alındığına zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğine,
15.Dolandırıcılık suçu yönünden üst sınırdan ceza tayin edilmesi, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine, silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünde katılma hakkı bulunmadığından bahisle istinaf başvurusunun reddi kararının isabetsiz olduğuna,
16.Katılan idare lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğine,
17.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 26.10.2017 tarihli ve 2017/1809 Esas, 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi; örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Bilirkişi raporunda sanığın sınavdaki başarısının tesadüfi olamayacağına yönelik kuvvetli kanaat oluştuğunun belirtilmesi karşısında; ihtimallere dayanan yüzdelik oranlarının yer aldığı değerlendirme içermesi sanığın hileli bir davranışını ortaya koymaya elverişli olmadığı gibi kişinin önceki ve sonraki yıllardaki doğru ve yanlış cevap sayılarının kıyaslanarak sınav sorularını haksız elde etmek sureti ile sınavda hileli yollarla yüksek puan aldığının kesin olarak ispatlanamayacağı, ayrıca bilirkişi raporunu teyit eder başkaca delil, beyan veya bilgi bulunmadığı gibi bilirkişi raporunda sınav sorularının alındığına dair kesin kanaatin de bildirilmediği, sanığın asker olan eşinin aynı suç nedeniyle görevinden ihraç edilmiş olmasının sanık yönünden örgütsel faaliyet yahut suç delili olarak kabul edilemeyeceğine, dosya kapsamında sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü kuşkudan uzak, yeterli ve kesin delilin de bulunmadığı gözetilerek, atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Kabule ve uygulamaya göre de,
Sanık hakkında belirlenen temel ceza suçun niteliği gereği artırılırken, artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası yerine "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesi" olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 inci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Katılan ... vekilinin silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi
Ön inceleme bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle, temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemleri
Ön inceleme bölümünün (2) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin ve katılan ... vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, esası 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği temyizen incelenemeyen hükme karşı, 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin (A) bendi kapsamında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca itiraz edebileceğinin belirlenmesine,
C. Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2019/234 Esas, 2021/955 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.