Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve veraset ilamındaki hisseler oranında mirasçılar adına tescili isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanlarının ölmeden önce 10 yıl felçli yaşadığını, davalının mirasbırakana baskı kurarak 506,540 ve 576 parsel sayılı taşınmazları üzerine geçirdiğini, temliklerin kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mirasbırakanın veraset ilamındaki mirasçıları adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakanın 10 yıl felçli olarak yanında kaldığını, dava konusu 506 ve 540 parsel sayılı taşınmazların ölünceye kadar bakma akdi karşılığında devredildiğini, 576 parseldeki taşınmazın 1/2 hissesini ise mirasbırakandan satın aldığını ve bu satış işleminin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Güler ve Nesip yönünden feragat nedeniyle, davacı ... yönünden ise muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden; tarafların ortak mirasbırakanı ...’nın 506 ve 540 parsel numaralı taşınmazları 04.07.1994 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile, 576 parsel numaralı taşınmazın ½ hissesini ise 04.07.1994 tarihinde satış suretiyle ile davalı oğlu ...’e temlik ettiği, davacıların muvazaa iddiası ile dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki hisseler oranında mirasçılar adına tescili istemli olarak eldeki davayı açtıkları, yargılama esnasında davacılardan ... ve ...’in davadan feragat ettikleri ve ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.01.2014 tarih, 2013/565 E. ve 2014/42K. sayılı kararı ile Av....’ın terekeye temsilci olarak atandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, tereke adına Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Bir başka söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve buna bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.
Somut olayda; mirasbırakan ...’nın terekesine Av.... tereke temsilcisi olarak atanmış olmakla davacının davayı takip yetkisi kalmadığından, davacının temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan nedenle davacının temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.