SAYISI: 2020/301 E., 2021/901 K.

Sanıklar ... ve ... yönünden - 5271 sayılı Kanun'un 232 inci maddesinin 2 nci fıkrasının (c) bendi gereğince verilen kararların niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır.

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

1- Sanık ... müdafii, 2- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2019 tarihli ve 2018/214 Esas, 2019/358 sayılı kararıyla,
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 inci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası yollamasıyla aynı maddenin altıncı fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü cümleleri ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna,
Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 29.04.2021 tarihli ve 2020/301 Esas ve 2021/901 sayılı kararıyla, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik;
Sanıklar ... ve ... bakımından O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
Sanık ... Bakımından sanık ... müdafiinin istinaf başvurusunun, sanık hakkında örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası yerine yalnızca aynı maddenin dokuzuncu fıkrasının gösterilmesi lüzumu yönünden, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.05.2022 tarihli ve temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özet olarak,

1. Usule, kanuna ve yerleşik içtihatlara aykırı karar verildiğine,

2. Her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, delillerden ziyade varsayıma dayalı yargılama yapıldığına, lehe delillerin ve savunmaların değerlendirilmediğine,

3. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşması için sempati boyutunu aşan özel kastın bulunması gerektiğine,

4. Sanığın 2014 yılında jandarma astsubaylık sınavlarına girdiği dönemde örgüt evlerinde kalmadığına, Kakaotalk programını telefonuna yüklemiş ise de kullanmadığına, bunun dışında örgüte himmet verme gibi bilerek ve isteyerek örgüt üyesi olduğunu gösteren bir faaliyetinin olmadığına,

5. İddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, ilgili dönemdeki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,

6. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ve sair sebeplere,
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının (sanıklar ... S. ve ... Ö. bakımından aleyhe) temyiz istemi özet olarak,

7. Sanıklar ... yönünden; sanığın örgüt evinde toplantılara katıldığını ve himmet altında örgüte para yardımı yaptığını doğrulayan tanık beyanları, telefonunda line uygulamasına ait veriler tespit eden uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla; sanığın devresi olan tanık ... S.’nin ankesörlü hatlardan arandığını beyan etmesi karşısında sanığın kur’a çektiği yerdeki ankesör kayıtlarının getirtilmesi, yine bu yerde ankesör aramalarının olup olmadığının araştırılması, tanık Kamil D.’nin dosyasının celp edilerek tüm beyanlarının araştırılması ve sanık hakkındaki beyanlarının ayrıntılı şekilde alınması sonucunda sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda karar verildiğine,

8. Sanık ... yönünden; birbirini doğrulayan tanık beyanları, idari soruşturma raporunda yer alan ihbar içerikleri ve tüm dosya kapsamı itibarıyla; sanığın örgüt bağlantısının eski tarihlere dayandığının, abilik yaptığının ve bağlantısını örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de devam ettirdiğinin anlaşılması karşısında, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarının oluştuğuna ve bu suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine,

9. Temyiz talebinde belirtilen sair hususlara ve sair sebeplere ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık ...'nin eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık ... hakkında mahkûmiyet, sanıklar ... ve ... hakkında ise silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığının kabulü ile sanıklar hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık ... hakkında kurulan hükme ilişkin düzeltme sebebi dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

A. Sanık ... Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmüne İlişkin Temyiz İncelemesi Yönünden
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;

1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler vermek suretiyle suçun aydınlatılmasına katkıda bulunan ve samimi şekilde pişmanlık duyan sanık hakkında, soruşturma başlatılmasından sonra yakalanmış olduğu da nazara alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükmünün hakkaniyete uygun makul oranda uygulanması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması,

2. Kabule ve uygulamaya göre de,
a) Silahlı terör örgütüne üye olduğu kabul edilen sanık hakkında ceza hükmü tesis edilirken atıf maddesi olarak 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi,
b) Duruşmada SEGBİS vasıtasıyla kaydedilen savunmasına ilişkin SEGBİS çözüm tutanağı düzenleyen bilirkişiye ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Sanıklar ... ve ... Hakkında Verilen Beraat Hükümlerine İlişkin Temyiz İncelemesi Yönünden
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Bu açıklamalar ışığında;
Her iki sanık yönünden;
Sanık savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla; JATEK (Jandarma Astsubay Temel Kursu) bünyesinde eğitim gördükleri dönemde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanmasında faaliyet gösteren mahrem imam tarafından takip edilen ve örgüt evinde düzenlenen örgütsel sohbetlere katılan sanıkların, özellikle askeri mahrem yapılanma içinde gizlilik içerisinde faaliyet gösterdiklerinin anlaşılması karşısında, konumları gereği örgütün operasyonel faaliyetleri başlayıp gerçek yüzünün ortaya çıkmasından önce de nihai amacını bildikleri gözetildiğinde, örgüt hiyerarşisine dahil olacak şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemlerinin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin sanıklar hakkında bu suçtan mahkumiyet kararları verilmesi yerine, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülüp beraat kararları verilmesi,
Sanık ... yönünden ilaveten;
Soruşturma aşamasında kollukta müdafi huzurundaki savunmasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyerek örgütle iltisakına ilişkin birtakım bilgiler verdiği, mahkeme huzurunda ise etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyip istemediğine ilişkin açık beyanlarının alınmadığı anlaşılan sanığa, mahkemece etkin pişmanlık hükümlerinin tekrar açık şekilde anlatılması, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemesi halinde ayrıntılı şekilde savunmalarının alınması neticesinde, verdiği bilgilerin konum ve faaliyetleri ile uyumlu ve yeterli olup olmadığı, eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği de mahkemece takdir edilip, bu bağlamda beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi suretiyle, sonucuna göre aynı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumunun gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün (A) ve (B) başlıklarında açıklanan nedenlerle, sanık ... müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 29.04.2021 tarihli ve 2020/301 Esas ve 2021/901 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.