İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki haksız rekabetin meni ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı dava dilekçesinde; 09.04.2007 tarihinde emniyet müdürlüğüne müracaat ederek Eskişehir ve Yunusemre Devlet Hastanelerinin beyin cerrahi bölümlerinde ameliyat edilen hastalara kullanılan malzemeler ile ilgili yolsuzluk yapılarak haksız kazanç sağlandığı, işin medikal firmalar ile doktorlar arasında anlaşmalı olarak gerçekleştirildiği, bu medikal firmalarının ... Medikal, Asya Medikal, Gözdehan Medikal ve ... Medikal isimli firmalar olduğu hususlarında ihbarda bulunması üzerine soruşturma başlatıldığını, bu ihbarların suçlardan zarar gören iki ortaklı Eskişehir ... Medikal Ltd. Şti.'nin şirket ortağı olması sebebiyle kendisi ile babası Burhan İşcan tarafından yapıldığını, ... Tıp Ltd. Şti.'nin de ortağı olduğunu, her iki şirketin de sorumlu müdürü ve tüzel temsilcisi bulunduğunu, ... Tıp Medikal Ltd. Şti.'nin gayrifaal olması sebebiyle ticaret sicil müdürlüğü tarafından silindiğini, ... Medikal Ltd. Şti.'nin de gayrifaal ve münfesih durumda olmasına rağmen devam eden davalar nedeniyle terkininin yapılmadığını, hastalara doğrudan temin yolu ile verdikleri tıbbi malzemelerin ödemelerini alamaması ve bayiliklerini kaybetmesi sebebiyle ... Tıp Medikal Ltd. Şti.'nin zararının büyük olduğunu, davalılara Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/168 E. sayılı dosyasında görevi kötüye kullanmaya azmettirmek suçlarından cezalar verildiğini, davalıların sahte yetki belgesi kullandıklarının, evrakta sahtecilik yaptıklarının, sahte fatura kullanarak fiyat düşürdüklerinin, ihaleye fesat karıştırma sebebiyle görevi kötüye kullandıklarının, rüşvet alıp vererek haksız rekabet yaptıklarının tespit edildiğini, haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararların ve sıkıntıların halen sürmekte olduğunu ileri sürerek, davalıların haksız rekabetinin tespitine, men'ine, ref'ine, 2.500.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi zararın davalılardan eylemleri oranında alınarak tazminine karar verilmesini istemiş, 06.09.2021 ve 04.01.2022 tarihli dilekçelerinde davayı kendi şahsı adına açtığını belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.

Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini istemişlerdir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız rekabetten ötürü zarar gören ya da zarar tehlikesi ile karşı karşıya kalan kişilerin dava açmaya yetkili olduklarını, bundan başkaca sınırlama getirilmediğini, tüzel ya da gerçek kişilik ayırımı da yapılmadığını, tüzel kişilik adına temsilcisi tarafından da dava açılabileceğini, limited şirketlerde tüzel kişiliğin temsilcisinin veya ortaklarının tüzel kişilikle birlikte doğrudan zarar gören olmaları nedeni ile şahsi zarar gördüğünü iddia ederek kendi adlarına da dava açabileceğini, şahsi zararlarının kanıtlarını da dosyaya sunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 31.10.2016 tarih ve 2016/9938 E., 8528 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 58 inci maddesi ile de haksız rekabet davalarında kimlerin davacı olabileceği düzenlenmiş olup, buna göre, haksız rekabet sebebiyle zarar gören veya zarar görme tehlikesi bulunan kişilere dava açma hakkı tanındığı gibi, ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşterilerin de dava açabileceği, ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumların da bir kısım davaları açabileceği kabul edilmiştir. Kanun ile dava açma hakkı, ekonomik çıkarları yönünden zarara uğrayan ya da zarar görme tehlikesine maruz kalan kimselere tanınmış olduğundan, tüzel kişilerde doğrudan zarara uğraması söz konusu olmayan ortakların ve yönetim kurulu üyelerinin şahsen dava açmaya hakkı yoktur (Arkan, Sabih; Ticari İşletme Hukuku, 22. Bası, s. 339 vd.)". Somut uyuşmazlıkta da davacı tarafça, davalıların haksız rekabeti nedeniyle uğradığını iddia ettiği tüm zararlar, davacının dava dışı ... Medikal Ltd. Şti. ile ... Tıp Medikal Ltd. Şti.'nin ortağı olmasından kaynaklanan zararlardır. Bu durum karşısında mahkemece, davacı ortağın anılan şirketlerin uğradığını ileri sürdüğü haksız rekabet iddiasına dayalı olarak açılan işbu davada, aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı, bu itibarla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ve tazminat istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2..Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL Temyiz İlam harcı ile 2.107,80 TL Temyiz Başvuru Harcının Temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.