Mahkûmiyet, müsadere

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; kanun maddesi gereği cezanın 3 yıldan az olmaması gerektiğine, takdiri indirim uygulanmasına, suçta kullanılan nakil aracının müsadere edilmemesine ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanığın temyiz nedenleri; yerel mahkemece verilen kararı temyiz etmek istediğine ilişkindir.

Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 2020/11424 Karar sayılı ilâmı ile suçta kullanılan nakil aracının iadesine yönelik hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmakla, katılan ... İdaresi vekilinin bu konuyla ilgili temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır.

Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, önleme araması kararına istinaden uygulama noktasında durdurulan sanığın sevk ve idaresindeki aracın deposunda 600 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Dosyada yer alan TÜRKAK raporuna göre; eşyanın ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir.

Sanık savunmasında, suça konu akaryakıtı ucuz olduğu için aracında kullanmak üzere aldığını beyan etmiştir. Bozma sonrası sanığa 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ihtarat yapıldığı, sanığın gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödediği anlaşılmıştır.

Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamına göre sanığın kullandığı araçta ticari miktar ve mahiyette akaryakıtın ele geçirilmesi, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanunla değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" şeklindeki düzenleme ile etkin pişmanlık hususunda soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına ihtarat yükümlülüğü getirildiği ve soruşturma ve kovuşturma evreleri için ayrı indirim oranları düzenlendiği, somut olayımızda soruşturma aşamasında kendisine henüz suç konusu sigaralarla ilgili KEMT varakası düzenlenmeden ve tam bir bedel bildirilmeden etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun olarak ihtarat yapılmadığı, bu nedenle kovuşturma aşamasında gümrüklenmiş değerin iki katı tutarı yatıran sanığın cezasında 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulandığı 5. ve 6. bendin çıkartılarak yerine,
''5-Sanığın kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katını ödeyerek ödeme makbuzunu mahkemeye sunmuş olduğu görüldüğünden 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak sanığa verilen cezadan 1/2 oranında indirim yapılarak 6 ay hapis ve 1 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

6-Sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 5 ay hapis ve 1 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına," ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
07.06.2024 tarihinde karar verildi.