Mahkûmiyet, müsadere
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
12.12.2013 tarihinde Irak'tan Türkiye'ye giriş yapmak üzere Habur sınır kapısına gelen sanığın sevk ve idaresindeki araçta Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü personelince risk analizleri çerçevesinde yapılan aramada, 30 karton kaçak sigara ile 103,58 litre kaçak içki ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında, suça konu ürünleri Irak'ın Zaho kentinden oğlunun düğününde misafirlerine ikram etmek için satın aldığını, gümrüklenmiş değerin iki katını ve vergiler toplamını karşılayacak maddi gücü olmadığını beyan etmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "12.12.2013" yerine "13.12.2013" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak görülmüştür.
Tüm dosya kapsamına göre sanığın kullandığı araçta ticari miktar ve mahiyette kaçak eşyaların ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; "Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesi sırasında delalet maddesinin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yerine aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu ve yirmibirinci fıkralarının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi ve sanığın etkin pişmanlık göstererek yatırdığı bir meblağ olmadığı gözetilmeden, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak maksadıyla yatırdığı tutardan gümrük vergileri düşülmek suretiyle kalan miktarın kararın kesinleşmesine müteakiben sanığa iadesine karar verilmesi," dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinden "5607 sayılı yasanın 3/21. maddesi delaletiyle, 5607 sayılı yasanın 3/10 fıkrası" ibaresinin çıkartılarak yerine "5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası" ibaresinin eklenmesi ve hükümden 13 numaralı bendin çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
07.06.2024 tarihinde karar verildi.