Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
İlamlı icra takibinin hukuki sonuç doğurması bakımından ilamda yazılı borçlu vekiline tebligat yapılması yasal ise de ceza hukuku bakımından cezaların şahsiliği prensibinin bir gereği olarak, şikayet olunan asıl borçluya değil de borçlu vekiline icra emri tebligatının, cezai sorumluluk bakımından hukuki sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerekirken “suçun oluşup oluşmadığının tespiti için şirketin aktif ve pasif durumunun incelenmesi gerektiği, tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edilen şirketle ilgili bu değerlendirmenin yapılamayacağı, tasfiye işlemlerindeki hatanın ancak şirketin ihyası sağlanmak suretiyle giderilebileceği” şeklinde yazılı gerekçeyle beraat kararı verilmesi hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan bozma sebebi sayılmamıştır.
Eyleme ve yükletilen suça yönelik şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 15/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.