Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, mirasbırakanı ...’in 107 ada 7 ve 112 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarını dava dışı ...'a;...'in de dava dışı ...'a, ...'in de 107 ada 7 nolu parseli davalı ...'ya; 112 ada 9 nolu parseli ise davalı ...'ye satış yoluyla devrettiğini, yapılan bu temliki işlemlerin, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, ileri sürerek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının miras payları oranında iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar, mirasbırakan tarafından yapılan ilk temliki işlemin tarafının mirasçı olmadığı gibi, yapılan işlemin de gerçek bir satış olup mirastan mal kaçırmanın amaçlanmadığını, iyiniyetli üçüncü kişiler olarak bedelini ödeyerek taşınmazları satın aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, "... mirasbırakanın, uzun süreli ve tedavi gerektiren bir hastalığının bulunmadığı, taşınmazlarını satmasını gerektiren acil paraya ihtiyacı olmadığı, muris ile birlikte 112 ada 9 nolu parseli dava dışı ... ...'nin kullandığı, 107 ada 7 parseli ise davalı ...' in kullandığı, taşınmazların akitte gösterilen değerleriyle gerçek değerleri arasında aşırı fark bulunduğu,... 3. Noterliğinin 30.12.2002 tarih ve 28261 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Vasiyetnamesi ile; muris ...' in, 112 ada 9 ve 107 ada 7 parsel sayılı taşınmazlarını bu güne kadar kendisine bakıp gözeten oğlu ...' in evlatları olan torunları ..., ..., ...,... ve ...'e her birine 1/6 şar pay olmak üzere eşit olarak vasiyet ettiği; sonradan mirasbırakanın dava konusu taşınmazları, davacı oğlu ...'in çocukları olan kendisiyle ilgilenen torunları davalı ... ve davadışı ... ...'ye intikalini sağlamak amacıyla temlikte bulunduğu, ara maliklerin ise durumu bilen kişiler olduğu görülmektedir. Anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, mirasbırakanın temlikleri mirasçıdan mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiği, ara maliklerin durumu bilen kişiler oldukları kabul edilmelidir. Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.…" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 12.12.2019 Perşembe günü saat 10.20'de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalıların yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 1.651.42. TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 12.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.