Davanın reddine

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.

Kadastro sırasında, ... Köyü, 104 ada 7,22,28,38,42,47,54,63 ve 67 parsel sayılı taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tarla niteliğiyle bir kısım davalılar adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., 104 ada 7,22,28,38,42,47,54,63 ve 67 parsel sayılı taşınmazların, davalılardan ... ile annesi ... babası olan ortak muris ... kalma olduğunu iddia ederek, tesbitlerinin iptali ile davacı ve davalıların kök murisleri olan ... oğlu ... varisleri adına tapuya kayıt ve tescili istemiyle dava açmıştır. Davacı ... 24.04.2013 tarihli keşifte davasından feragat etmiştir.

Davacı ..., 104 ada 47 parsel numaralı taşınmazın, davalı ... adına tesbit gördüğünü ve taşınmazın kök murisi davalı ...'ın dedesi olan ... olduğunu iddia ederek, taşınmazın tesbitinin iptali ile hissesi oranında kendi adına tapuya kayıt ve tescili talebiyle dava açmıştır.

Davacı ..., 09.04.2008 tarihli dava dilekçesi ile, ... Köyü 104 ada 54 parsel numaralı taşınmazın, oğlu ... adına tesbit gördüğünü ve kendi zilyet ve tasarafunda bulunan yer olduğunu iddia ederek, tesbitinin iptali ile kendi adına tapuya tescili talebiyle dava açmıştır.

Davacı Hazine, 06.05.2008 tarihli dava dilekçesi ile, 104 ada 7,22,28 ve 42 parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, tüm bu davalar birleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Davacı İdris Kıvcı 24.04.2013 tarihli keşifte davasından feragat etmiştir.

Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; 09.07.2013 tarihinde; davacı ...'ın davasının kabulüne, davacı ...'nın davasının feragat nedeniyle reddine, davacı Hazinenin davasının subut bulmadığından reddine, davacı ...'ın davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine; dava konusu 104 ada 54 parsel sayılı taşınmazın tesptinin iptali ile aynı vasıf ve mahiyette davacı ... adına tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

Verilen hüküm, davacı Hazine vekili tarafından 104 ada 7,22,28 ve 42 nolu parsellere yönelik temyiz edilmiştir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2014/9169 Esas 2014/10452 karar sayılı, 11.12.2014 tarihli kararı ile; dava konusu 104 ada 7,22,28 ve 42 nolu parsel sayılı taşınmazların orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı hususunda tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları getirtilerek taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp, tamamlanıp tamamlandığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur.

Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; 1956 tarihli gizli memleket haritası ve eski tarihli hava fotoğraflarına göre bilirkişi raporlarına itibar edilmekle, dava konusu 104 ada 7,22 ve 28 numaralı parselin bulunduğu yerde fiili olarak orman varlığına rastlandığından davacı Hazinenin dava konusu ... Köyü, 104 Ada 7-22-28 Parsellere yönelik davasının kabulüne, orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Köyü 104 ada 42 parsel numaralı taşınmaza yönelik ise taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, tarımsal kullanım bakımından, imar ihya yönünden ve evveliyatı itibari ile zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, davalı taşınmaz üzerinde mera bitki örtüsüne rastlanılmadığı, imar ihya çalışması yapıldığı ve mevcut hali ile tarımsal kullanım bakımından ekonomik amaca uygun olan tarla niteliğinde olduğu yönündeki bilirkişi raporlarına itibar edildiği gerekçeleriyle Hazinenin 104 ada 42 parsele yönelik davasının reddine, tespit maliki adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

Hüküm davacı Hazine vekili tarafından; dava konusu ... Köyü 104 ada 42 parsel numaralı taşınmaza yönelik; tespit malikinin bu parsel üzerinde kanunun aradığı şart ve sürede zilyetliklerinin bulunmadığı, taşınmazın ham toprak vasfıyla hazine adına tescil edilmesi gerekirken davanın reddine ilişkin verilen kararın bozulması gerektiği istemiyle temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.