Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
Müştekinin 24.02.2015 tarihli celsede sanıktan şikayeti olup davaya katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 237 nci ve 260 ıncı maddeleri gereğince müştekinin davaya katılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Temyiz İncelemesinin Kapsamına Göre
1. Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Gördes Asliye Ceza Mahkemesinin kararıyla sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, katılan ve tanık olarak dinlenen eşinin beyanlarının çelişkili olduğuna, suç vasfının hatalı tayin edildiğine, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
1. Mahkemece sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, gerekçeli karar ve hükümde suç adının basit cinsel saldırı olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hatalar olarak kabul edilmiştir.
2. Oluşa uygun kabule göre sanığın eyleminin 6545 sayılı Kanun değişikliğinden sonraki 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturup, öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. Aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 26.03.2015 tarihli mahkumiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu belirlenmiştir.
4. Yukarıda açıklanan nedenle Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gördes Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2014/332 Esas, 2015/110 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2024 tarihinde karar verildi.