Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2016/110 Esas, 2016/478 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık temyiz etmek istediğini beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.
1.Sanık hakkında dolandırıcılık suçuna ilişkin ihbar üzerine başlatılan soruşturma uyarınca kolluk kuvvetlerinin sanığın kimlik tespitine yönelik sorular sorulduğunda önce kimliğinin olmadığını beyan ettiği, sonrasında üzerinde sahte sürücü belgesi olduğunu beyan ederek gerçek kimlik bilgilerini kolluk kuvvetlerine bildirmesi üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.
2.Sanık savunmasında; şikâyetçiyi tanımadığını, facebook üzerinden tanıştığı bir kişiye mahkemede dosyalarının olduğunu söylediğini, ona 4 adet fotoğrafını yolladığını, yaklaşık 1 hafta sonra ... adına üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sürücü belgesinin gönderildiğini beyan etmiştir.
3.18.03.2016 tarihli celsede suça konu belge üzerinde yapılan incelemede; ... adına, üzerinde sanığın fotoğrafı olan sürücü belgesi olduğu, arkasında da şikâyetçinin kimlik bilgilerinin bulunduğu, sürücü belgesi üzerindeki fotoğrafın usulünce yerleştirildiği, fotoğraf üzerinde soğuk damga izinin de bulunduğu bu hali ile ilk bakışta işin uzmanı olmayan kişilerce fark edilmesinin mümkün olmadığı, aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir.
4.Kriminal raporda; suça konu belgenin külliyen sahte olarak düzenlendiği ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir.
5.Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. Ancak;
2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Sanık hakkında kurulan hükümde, Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği, Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2013 tarihli ve 2013/68 Esas ve 2013/187 Karar sayılı ilamının, Mahkemece tekerrüre esas alınan Gölhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/231 Esas ve 2015/60 Karar sayılı ilamından daha ağır hükümlülük içerdiği, bu sebeple bu ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de bu aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2016/110 Esas, 2016/478 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK'nin 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılarak yerine "Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına" ibaresinin yazılması ve tekerrür hükümlerine ilişkin dördüncü parafratan "Gölhisar Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/231-2015/60 E-K sayılı ilamı ile 1200 TL. adli para cezasına ilişkin" şeklindeki kısmın çıkartılarak yerine "Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2013 tarihli ve 2013/68 Esas ve 2013/187 Karar sayılı kararı ile" şeklindeki ibare eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2024 tarihinde karar verildi.