Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde ... PTT şubesinde posta dağıtıcısı olan, merkez amirinin sözlü talimatı ve sonrasında 28.02.2006 tarihli yazılı görevlendirmesi ile gişe görevlisi olarak çalışan sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan açılan kamu davasında; Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2009 tarihli ve 2009/73 Esas, 2009/231 sayılı Kararıyla zimmet suçundan beraatine, mağdurlar ..., ... ve ...'e yönelik eylemlerinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan bahisle bu suçtan ayrı ayrı üç kez cezalandırılmasına hükmedilmiş, bahse konu beraat ve mahkumiyet hükümlerinin sanık müdafii ile katılan PTT Genel Müdürlüğü vekilince temyizi üzerine Dairemizin 23.01.2012 tarihli, 2010/10628 Esas ve 2012/148 sayılı Kararı ile bozulmasına karar verildiği halde, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, kesinleşen beraat kararı bulunmadığı için sanığın tüm mağdurlara yönelik eylemlerinin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu nazara alınmadan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Askerlik görevini yapan er ve erbaşlara yapılması gereken ödemelerden oluşan 338,36 TL'nin yanı sıra sanığın hak sahiplerine eksik ödeme yapmak suretiyle mal edindiği 621,35 TL'nin de zimmet tutarına dahil olduğu gözetilmeden, yalnızca 338,36 TL'yi kovuşturma sırasında ödediğinden bahisle şartları oluşmamasına rağmen hakkında 5237 sayılı Kanun'un 248. maddesinin uygulanması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.