Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2016 tarihli ve 2015/187 Esas, 2016/315 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1. 11.08.2016 havale tarihli dilekçesiyle kararı temyiz ettiğini beyan eden sanığın herhangi bir temyiz sebebi ileri sürmediği anlaşılmıştır.

2. Katılanlar vekilinin temyiz isteği özetle; eksik incelemeyle karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık hakkında, katılan ...'ın yetkilisi olduğu katılan şirkete ait olup 24.01.2015 tarihinde boş olarak çalınan ve sahte olarak düzenlenen suça konu yasal unsurları haiz 16.04.2015 keşide tarihli ve 10.000,00 TL tutarındaki çeki kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış; dosya kapsamına göre, kovuşturma aşamasında vekil ile temsil edilmedikleri anlaşılan katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Sanık hakkında uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2016 tarihli ve 2015/187 Esas, 2016/315 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekili ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.