Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin 27.04.2011 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölüm sebebinin ölüm belgesi ve hastahane kayıtlarında silahla yaralanma sonucu beyin kanaması olarak belirtildiğinin anlaşıldığını, murisin 23.02.2007 tarihinde dava dışı HSBC Bankasından konut kredisi kullandığını, bu krediye istinaden Gulf Sigorta A.Ş.(Eski Unvan AIG Sigorta A.Ş.) olan davalıdan 23.02.2007-23.02.2017 süreli poliçe ile 10 yıllık hayat sigortası akdedildiğini ve 475.000,00 TL vefat teminatı belirlendiğini, muteveffanın vefatı üzerine 28.09.2012 tarihinde davalı mirasçılar tarafından 382.042,40 TL HSBC bankasına ödendiğini ve 16.12.2020 tarihinde davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğunu ve başvurunun reddine karar verildiğini, davalı şirketin davacıların mağduriyetine sebep olduğunu ve onları hak kaybına uğrattığı belirterek 382.041,40 TL nın ödeme tarihi olan 28.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'inde bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar murisinin 27/04/2011 tarihinde vefat ettiği, olayla ilgili devam eden herhangi bir cezai soruşturması olmadığı, 6103 sayılı Kanun'un 6/1. maddesinde, işlemeye başlamış zamanaşımı süreleri yönünden eski kanunun (6762 sayılı eTTK. m.1268) uygulanacağı, 6102 sayılı TTK.'nun 1420. maddesinde düzenlenen (2) ve (6) yıllık sürelerin uygulanması gerekir. Bu hükme göre (6) yıllık sürenin rizikonun gerçekleştiği tarihten başladığı, somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacılar murisinin 27/04/2011 tarihinde vefat ettiği ve en yakın tarih dikkate alındığından 16/12/2020 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığı bu nedenle (6) yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu, davalının cevap dilekçesindeki davanın zamanaşımının dolması nedeniyle davanı reddi yönündeki itirazları dikkate alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle esastan reddi gerektiği, kısa karar hükümünde sehven usulden reddine ifadesi yer almış ise de zamanaşımı kararının esastan inceleme sonucu verildiğinden ifadenin maddi hata teşkil ettiği, davalı vekili lehine AAÜT 13 üncü madde kapsamında nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; burada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin Sigorta Murakabe Kanun'unun 19 uncu maddesi gereği 10 yıl olduğu, 27.04.2011 ölüm tarihi göz önüne alındığında zamanaşımı süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağından 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu poliçenin vade tarihi 6102 sayılı TTK'nun yürürlük tarihinden önce olup 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6/1. maddesi uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tabi olduğunun düzenlendiği, somut olayda uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nun 1268 inci maddesinin “Sebepsiz yere ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar.” şeklinde düzenlendiği, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 13. maddesi hükmüne göre de sigorta ettiren veya sigorta sebebiyle hak sahibi olacak kişiler rizikonun gerçekleştiğini öğrendikten itibaren 5 gün içerisinde durumu sigortacıya yazı ile bildirmek yükümlülüğü altında olduğu, bu hükmün TTK'nun 1336 ncı maddesinin yollama yaptığı aynı Yasa' nın 1332/son fıkrası gereği olduğu. 1332 nci maddesinin son fıkrasına göre, "Sigortalı veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren beş gün içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecburdur. Sigorta bedeli, bu beş günlük müddetin geçtiği tarihte muaccel olur." şeklinde düzenlendiği, somut olayda davacıların murisinin 27.04.2011 tarihinde vefat ettiği, uyuşmazlık konusu ferdi kaza sigortası olup meblağ (can) sigortası olduğu, davacılar poliçeye dayanarak 16.12.2020 tarihinde davalı ... şirketine başvuru yaptığı, davayı 04.02.2021 tarihinde açtığı, davacılar bu tarihlerden önce müracat ettiğine dair yazılı bir belge ibraz etmediği, zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Ferdi Kaza Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları, 20 nci maddesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1268 inci (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420 nci) maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2. maddesi gereğince davacılar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi