Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Bilirkişi raporu ile emvalin suç tutanağının düzenlenme tarihinde kesildiğinin tespit edilmesi ve sanığın meşe odunu kestiği şeklindeki ikrar içeren savunması ile yerel Mahkemenin gerekçeli kararı ve tüm dosya kapsamı karşısında tebliğnamedeki (1) ve (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Davaya konu orman emvali ve suçta kullanılan aracın müsaderesi hususunda mahallinde her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,

1-TCK'nın 52/4. maddesi gereğince taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken sonuç itibariyle hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi uyarınca infaz işlemini yapacak olan Cumhuriyet Başsavcılığınca hapis cezasına çevrilebileceği gözetilmeden, TCK'nın 52/4. maddesi yerine infaz aşamasında infaz mercii tarafından uygulama olanağı bulunan 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilerek uygulama maddesinin yanlış gösterilmesi ve buna bağlı olarak infaz aşamasındaki işlemle ilgili ihtarda bulunularak infaz yetkisinin kısıtlanması,

2-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasından ''5275 sayılı TCK'nın 106/3. maddesinin uygulanmasına” ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “ TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen Adli Para Cezasının hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına” cümlesinin eklenmesi ve TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp, yerine ''24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına," ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan HÜKMÜN tebliğnameye aykırı olarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.