İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; dava konusu parselin bulunduğu mevkide 1985 senesi itibariyle 2/B çalışmaları yapılmak istendiğini, ancak bu çalışmaların ilan edilmemesinden dolayı tamamlanamadığını, 1987 senedinde genel kadastro ekiplerince 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) istinaden tesis kadastrosu uygulanmak istendiğini, kesinleşmemekle birlikte tamamlandığını, bunu takiben tekrar 1987,1989 ve 1991 senesinde üç ayrı 2/B çalışması yapıldığını, 1987 ve 1989 tarihli çalışmaların iptal olduğunu, 1991 tarihli çalışmanın uygulamaya geçtiğini, çalışmaların eksik ve hatalı olduğunu belirterek, Kumluca ilçesi ... köyü ... mevkiinde kain 1499 nolu kadastro parseli bitişiğinde ve Kumluca Kadastro Mahkemesinin 1992/133 esas, 2003/1 karar sayılı dosyası içeriğinde bulunan bilirkişiler ... ve ... ... tarafından tanzimli 26.06.2002 günlü kroki üzerinde görünen ve ihtilafa konu (87/A) - (87/C) ve (87/D) harfli taşınmaz parçalarının hukuken ve fiilen hangi vasfa sahip bulunduğunun güncel keşif ve bilirkişi incelemesi marifetiyle belirlenerek ve yine söz konusu bu taşınmazlar bakımından dava dosyaları içeriğinde yapılan hataların tetkik ve tespit edilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili; İlk Derece Mahkemesinin görevli olmadığını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 400/2. maddesi gereğince tespit talebinde bulunan kişinin bu talebinin dinlenebilmesi için hukuki yararının olması gerektiğini, davacı tarafın bu davada ileri sürdüğü gerekçelerinin yargılamanın iadesi davasında ileri sürülebileceğini, dolayısı ile bu taleplerinin tespit yolu ile değil eğer şartlar mevcut ise yargılamanın iadesi yolu ile ileri sürülmesi gerektiğini, davacı tarafın tespit talebini ileri sürdüğü gerekçelerin Kadastro Mahkemesinin 1992/133 esas sayılı kesinleşmiş dosyası ile incelendiğini, gerekçelerin hukuka aykırı bulunmadığı için kabul görmediğini ve taşınmazın mevcut hali ile tescil edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... İdaresi vekili; davanın süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu yerin kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığını, dava konusu yere ait Kadastro Mahkemesinin ve Sulh Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları olduğunu, bu kararlara göre dava konusu yerin orman olduğunu, davacının tespit talebinin usul ve kanuna aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı vekili her ne kadar 06.11.2020 tarihli celsede tespit nitelikli dava açıldığını belirtmiş ise de dava dilekçesindeki talep ve iddialarını İlk Derece Mahkemesinin 1992/133 Esas sayılı dosyasında yürütülen yargılamaya dayandırdığı, bu dosyada yapıldığı iddia edilen hatalara yönelik olduğu, bu tespit talebi ile birlikte davacı tarafın amacının yargılamanın iadesi talebinde bulunmaya yönelik olduğu, bu hususun Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/13004 E. 2019/2899 K. sayılı ve 24.04.2019 tarihli ilamı ile onandığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374 ve devamı maddelerince düzenlenen yargılamanın iadesi koşulları göz önüne alındığında, yargılamanın iadesi yolunun kesin hükme bağlanan bir davada yeniden bir yargılama yapılamayacağı kuralının en önemli istisnası olan ve olağanüstü bir kanun yolu olduğu, yargılamanın iadesi sebeplerinin ilgili kanun maddesinde sınırlı olarak sayıldığı ve bu sebeplerin kıyas ya da yorum yolu ile genişletilmesinin mümkün olmadığı, davacının iddia ettiği sebeplerin kanunda belirtilen yargılamanın iadesi talep olunabilecek nedenlere uygun olmadığı, yargılamanın yenilenmesi şartlarının bulunmadığı, kanunda yazılı yargılamanın iadesine sebebine dayanmanın yargılamanın iadesi davası için dava şartı niteliğinde olduğu göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/21 esas, 2015/254 karar sayılı dosyasında İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın davasını Kumluca Kadastro Mahkemesinin 1992/133 Esas sayılı dosyasında yürütülen yargılamaya dayandırdığı, dava dilekçesindeki iddiaların bu dosyada yapıldığı iddia edilen hatalara yönelik iddialar olduğu, bunların tespitinin istendiği ve bu tespit ile birlikte davacı tarafın amacının yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmaya yönelik olduğu anlaşılmakla yargılamanın yenilenmesi talebi sadece hükmü veren mahkemeden istenebileceğinden, her ne kadar sadece tespit nitelikli dava açıldığı belirtilmiş ise de amacın yargılamanın yenilenmesi olduğu anlaşılmakla Kadastro Mahkemesinin yargılamanın devamı açısından görevli olduğu gerekçesiyle ile İlk Derece Mahkemesinin görevsizliğine karar verildiği, hükmün Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/13004 Esas, 2019/2899 Karar sayılı 24.04.2019 tarihli kararı ile onandığı, buna göre Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yukarıda belirtilen davanın esasen yargılamanın iadesine ilişkin olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, verilen kararın Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiği davada da yargılamanın iadesi şartları bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesince ret kararı verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.