İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2021/151 Esas, 2022/107 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis ve 37.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilebileceği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, eylemler hakkında delil değerlendirmesi yapılarak İlk Derece
Mahkemesinin maddi vakıayı kabulüne ilişkin tespitini kabul etmeyip İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünü, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin kaldırılması suretiyle düzelterek mahkûmiyet kararı verebilmesi için 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
Başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.
5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; ilk derece mahkemesinin kararında … 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, … karar verir.” denilmekte;
Mezkur hükmün atıfta bulunduğu 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate … hükmolunması gerekirse” Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebileceği belirtilmekte;
Anılan Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir.” hükmü yer almaktadır.
Belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulandığı durumlarda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede, ilave bir araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın, dosyada mevcut delillere dayanılarak 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddenin uygulanmasına esas teşkil eden eylem(ler) ile ilgili olarak 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hallerden birinin mevcut olduğuna kanaat getirilmesi durumunda; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetki uyarınca duruşma açılmaksızın İlk Derece Mahkemesi hükmünden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Nitekim somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin zincirleme suç işlediğini değerlendirdiği sanık ile ilgili olarak; Bölge Adliye Mahkemesince, suça konu uyuşturucu maddenin alıcılara ayrı ayrı satışının yapılmasının sabit olmaması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasının yasal koşullarının bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu itibarla; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, temyiz talebine konu olayda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin duruşma açmadan “hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verebileceği görüşünde olduğumuzdan; temyiz taleplerinin esastan
incelenmesi gerekirken, duruşma açılmadan karar verildiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz. 06.06.2024