Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü,

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait olup müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araçla gerçekleşen tek taraflı kazada araçta bulunan yolcu ...'in yaralanarak malul kaldığını, maluliyet nedeniyle 08.02.2017 tarihinde dava dışı ...'e müvekkili şirket tarafından 198.701,03 TL ödeme yapıldığını, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları gereğince ödemiş olduğu tazminatı kendi sigortalısına rücu etme hakkının olduğunu, tazminatın tahsili amacıyla, sigortalı araç maliki aleyhine Muğla 2. İcra Dairesinin 2017/10523 esas sayılı takip dosyası ile icra takibine başlanıldığını, itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğunu bildirerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kazaya karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihinde maliki olduğunu, kaza tarihinde bu aracın NGS Rent A Car aracılığı ile ... isimli kişiye kiralandığını, sürücünün alkollü olmasının tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmediğini, bu hususun teminat dışı kaldığının ispat yükünün TTK 1281 maddesi hükmü gereğince sigortacıya düştüğünü, tutanağın aksine yolun zemininin kuru değil, yağışlı, nemli ve ıslak olduğunu, davacı ... şirketinin ödediği tazminat miktarının da fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddine ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; kazanın yalnızca alkol nedeniyle meydana gelmediğinin anlaşılması karşısında sigortalıya rücu şartlarının oluşmadığı, bu nedenle davalının takibe itirazının haklı olduğu, sigortacının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuki dayanaktan yoksun ve çelişkili olduğunu, dava dışı sürücü hakkında alkol etkisi yönünden düzenlenmiş bir hekim muayenesi olmaması nedeniyle kazanın salt alkol etkisi altında gerçekleşmediğinin kabul edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleştiği hususu ispatlanmadığından davacının sigortalısına rücu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve saysısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemiştir.

Uyuşmazlık konusu dava, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında trafik sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişilere ödenen tazminatın alkollü araç kullanımı sebebiyle sigortalısından rücuen tahsiline ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, B.4 maddesi (d) bendi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48 inci maddesi ile 95 inci maddesinin ikinci fıkrası; Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olması sebebiyle kararda benimsenmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.