Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına

Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade yazısı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği, erteleme kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluşmadığına, araçların müsadere edilmesi ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, re'sen gözetilecek nedenlerle hukuka ve usule aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.

Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, suç tarihinde saat 23.30 sıralarında kolluk görevlilerinin ring faaliyeti sırasında, Hatay istikametinden İskenderun istikametine doğru seyir halinde olan sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ile arkasında bağlı olan ... plakalı yarı römorkun Sokullu Mehmet Paşa Caddesi üzerinde durdurulduğu, önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, çekiciye bağlı olan yarı römorkun içinde plastik büyük tanklarda kaçak motorin görüldüğü ve her biri 1000 litrelik 8 adet tank içerisinde 8000 litre, her biri 65 litrelik 4 adet bidon içerisinde 260 litre olmak üzere toplam 8260 litre gümrük kaçağı motorin ele geçirildiği, ele geçen motorinin ulusal marker kontrol sonucunun geçersiz olduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalarda, suça konu akaryakıtın kendisine ait olduğunu ve kullanmak için aldığını beyan etmiştir.

Etkin pişmanlık hükümleri açıkça bildirilen sanığın, ödeme imkanının bulunmadığını beyan etmesi karşısında, sanığın yanıltılmış sayılamayacağı cihetle, Tebliğnamede belirtilen görüşe iştirak olunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Mahkeme kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum Gümrük İdaresi lehine maktu vekâlet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmolunması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hükmün dilekçe yazım ücretine ilişkin (8) numaralı fıkrasının hükümden çıkartılarak yerine ''Katılan ... İdaresi kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre belirlenen 4.080,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine," ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.