Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı vekili, borçluya ait ......ların davalının zilyetliğinde iken haczedildiğini açıklayarak istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, öncelikle husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, ......ların ve çiftliğin mülkiyetinin dava dışı ......A.Ş.'ye ait olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 3.kişinin, borçlunun kardeşi olan ...... Sarı'nın eşi olduğu her iki işyerinde benzer faaliyetlerde bulunulduğu gibi dava dışı ......A.Ş tarafından 3.kişi adına kesilen ve ödenen herhangi bir kira stopaj kesintisi bulunmadığı, borcun doğumundan sonra örtülü iş yeri devri yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 3. kişi tarafından öne sürülen istihkak iddiasının reddine karar verilmiş, karar davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
İİK'nin 96 vd. maddesine göre, borçlu tarafından 3.kişi lehine veya 3. kişi tarafından bizzat kendi lehine ya da İİK'nin 85/2 maddesi uyarınca borçlu ile malı birlikte elinde bulunduran 3. kişiler, diğer bir 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunabilirler
Davalı 3.kişi haciz sırasında işletmeyi dava dışı .........A.Ş den kiraladığını, çiftlikte bulunan ......lar dahil herşeyin dava dışı firmaya ait olduğunu beyan etmiştir. Cevap dilekçesinde de, husumet itirazında bulunularak ......ların ve çiftliğin mülkiyetinin dava dışı firmaya ait olduğu, 3.kişinin kiracı olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, davalı 3.kişinin kendi adına istihkak iddiası yoktur. Her ne kadar 3.kişi mahcuzların dava dışı ...... A.Ş.'ye ait olduğunu beyan etmiş ise de, İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz. Yine, davalı 3.kişinin İİK'nin 85/2 maddesi uyarınca borçlu ile malı birlikte elinde bulundurma durumu da söz konusu olmadığına göre, davalı 3.kişinin dava dışı şirket adına yaptığı istihkak iddiası da geçerli değildir.
O halde davacı alacaklının İİK'nun 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK'nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.