Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada, davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalılar ... ve ... yönünden husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine, davalı ... A.Ş ve diğer davalılar ..., ... ve ... yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketi nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı olan ve davalılardan ...'ın işleteni ve diğer davalıların murisi ...'nın sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde karşı araç sürücüsü olan davacıların desteği ...'ın vefat ettiğini, dava konusu kazanın davalıların murisi ...'nın kusuru ile meydana geldiğini ve davacıların destek ...'ın ölümü nedeniyle onun desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 5.000,00 TL, ... ve ... için 2.500,00'er TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 17.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile davacı ... yönünden talebini 13.690,28 TL'ye, davacı ... yönünden 6.845,14 TL'ye ve davacı ... yönünden 6.845,14 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin poliçe limiti ve davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı sorumluluğu bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza nedeniyle muris ...'ya kusur atfedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin 17.12.2009 tarihli, 2008/4 Esas ve 2009/487 Karar sayılı ilamı ile; alınan bilirkişi raporu benimsenerek dava konusu kazanın davalıların murisi ...'nın tam kusuru ile meydana geldiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 13.690,28 TL, ... için 6.845,14 TL ve ... için 6.845,14 TL olmak üzere toplam 27.380,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 17.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketinin sorumluluğu, poliçe limiti olan 57.500,00 TL ile sınırlı olmak üzere) tahsiline karar verilmiştir.

Mahkeme kararına süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

Dairenin 28.06.2011 tarihli, 2010/6184 Esas ve 2011/7584 Karar sayılı ilamı ile, ''...Davalı ... ve ...’nın temyizi yönünden; dava, trafik kazasından doğan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Dosyada bulunan; Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.12.2007 tarih 2007/1066 esas ve 2007/1406 karar sayılı dosya içeriğinden, davalı ... ve ...’nın müşterek murislerinin 17.5.2007 tarihindeki trafik kazasında ölümü üzerine, reddi miras talebinde bulunduğu, mahkemece, murisin ölümünden sonra 3 aylık yasal sürede yapılan başvurunun kabulüne karar verilerek mirası kayıtsız şartsız reddettikleri hususunun tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu trafik kazasının 17.05.2007 tarihinde gerçekleştiği, 17.08.2007 tarihinde yapılan reddi miras talebine yönelik 01.12.2007 tarihinde karar verildiği, eldeki davanın 24.01.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde, anılan davalılar hakkında husumetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi gerekirken diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. Diğer davalılar ..., ... ve ...’ın temyizi yönünden; Davaya konu trafik kazasının, İstanbul-Çankırı D-100 karayolunda, iki çıkış ve bir iniş şeridi bulunan üç şeritli yolda, iniş eğimli şeritte seyir halinde bulunan davalılar desteği ...’nın sürücüsü olduğu 34 VF 7559 plakalı Tır ile ikinci çıkış şeridinde karşı yönde seyir halinde bulunan davacılar desteği ...’ın sürücüsü olduğu 06 ZDZ 95 plakalı otobüsün kafa kafaya çarpışması biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Yerel Mahkemece, dosya arasına konulan 2007/10 değişik iş sayılı dosyadaki tek kişilik Fizik Yüksek Mühendisi tarafından hazırlanan ve davalı sürücünün tam kusurlu olduğuna dair kusur raporunun benimsenerek karar verildiği anlaşılmaktadır. Olayın oluş şekli, tanık anlatımları, davalı tarafın hükme esas alınan kusur raporuna karşı itirazları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler gözetildiğinde tek kişilik bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yerel Mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman bilirkişi heyetinden kazanın oluşumundaki kusur durumuna ilişkin rapor alarak oluşacak sonuca göre karar vermektir. Şu halde hüküm kurmaya yeterli bulunmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması doğru değildir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dairenin 17.01.2012 tarih ve 2011/15756 Esas, 2012/367 Karar sayılı ilamıyla davacılar vekilinin karar düzelme istediği reddedilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, tüm dosya kapsamı, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 10.01.2013 tarihli kusur raporu ve Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ve Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti tarafından düzenlenen 06.11.2015 tarihli kusur raporu, olayın oluş şekli ve tanık beyanları incelenmekle davalıların murisinin iniş eğimli yolda hızını yolun ve aracın teknik özelliklerine göre ayarlamadığından kusurlu olduğu, tırın fren izlerinin kendi şeridinde kaldığı anlaşılmakla şerit ihlali yapmadığı, hızının ise tam olarak tespit edilemediği, dava dışı müteveffa otobüs sürücüsünün ise hatalı manevra/ hatalı sollama ile şerit ihlali yaptığı ve kazanın oluşumuna öncelikli olarak sebebiyet verdiği görülmekle tarafların ihlal etmiş oldukları kuralların değerlendirilmesi sonucu dava dışı otobüs şoförünün asli kusurlu, davalılar murisinin ise tali kusurlu olduğu, takdiren davalılar murisinin tali kusurlu olması göz önünde bulundurularak %40 kusur atfedilmesinin uygun olduğu, mahkemece verilen ilk kararda davacılar vekili tarafından ıslah edilen ve hükmedilen tazminat tutarlarının davalı ... şirketi tarafından ödendiğinin davacıların 13.02.2010 tarihli beyanı ile sabit olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine, davalı ... A.Ş ve diğer davalılar ..., ... ve ... yönünden ise ödeme sebebiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacıların murisi ...'ın kusuru bulunmadığını, mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapora itibar edilmeyerek kusur belirlemesi yapıldığını, 27.06.2016 tarihli aktüer bilirkişi raporunda murisin % 40 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığını, mahkemece davadan önce davacılara ödeme yapıldığı kabul edilerek karar verilmiş olmasına rağmen böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davalılar ... ve ... yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, davadan önce yapılan ödeme söz konusu olmadığından bir kısım davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, davadan önce ödeme söz konusu olmadığından mahkemece davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan ve diğer davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi), 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu borcun yargılama sırasında ödenmiş olması nedeni ile konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğu ve davaya konu trafik kazasının 17.05.2007 tarihinde meydana geldiği, 17.08.2007 tarihinde yapılan reddi miras talebine yönelik olarak mahkemece 01.12.2007 tarihinde karar verildiği, eldeki davanın ise 24.01.2008 tarihinde açıldığı gözetildiğinde davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin yerinde olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın, Mahkemeye gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.