Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Dava ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekilleri temyize gelmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava dilekçesinde, davacının maliki olduğu 84 ada 4 parsel sayılı taşınmazı davalının yeni trafo binası inşa etmek suretiyle işgal ettiği ileri sürülerek, dava tarihinden (30.10.2013) geriye dönük 5 yıl ve her bir dönem için 500,00 TL olmak üzere toplam 2.500,00 TL ecrimisil talep edildiği, rapor sonrası eksik harç ikmal edilerek dava değerinin 9.151,87 TL'ye yükseltildiği, davalının husumet itirazında bulunarak davanın reddini istediği, mahkemece ecrimisil isteminin 19.06.2009-30.10.2013 dönemi için reddine, 30.10.2008-19.06.2009 dönemi için bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne dair kararın davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından 03.12.2014 tarihli ve 2014/14723 Esas, 2014/18875 Karar sayılı ilamı ile sair temyiz itirazlarını reddi ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetiyle keşif yapılıp, rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gereği ile hükmün bozulmasına karar verildiği, Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılama yapıldığı, 14.01.2016 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda, 30.10.2008-19.06.2009 dönemi için 26.615,06 TL ecrimisil bedelinin hesaplandığı, davacı vekilinin 22.1.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile eksik harcı ikmal ederek dava değerini raporda bildirilen değere yükselttiği, mahkemece, bozma ilamından sonra ıslah yapılamayacağından ve dosya kapsamında ikinci defa yapılan ıslahın geçersiz olduğundan bahisle fazlaya ilişkin talebin reddi ile bozma öncesi kabul edilen değer üzerinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği, anlaşılmıştır.

1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı vekilinin ıslah isteminin reddine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı HMK'nin 107. maddesinde, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, 7251 Sayılı Kanun ile değişen ikinci fıkrasında, tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebileceği; aynı Kanun'un 177. maddesinde, ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği, 7251 Sayılı Kanun ile değişen ikinci fıkrasında, Yargıtayın bozma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar bozma ile oluşan hukuki durumu etkilememek kaydı ile ıslahın yapılabileceği, 448 maddesinde usul hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağı, hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacı vekilinin harcını ikmal ettiği bilirkişi raporunu temyiz konusu yaptığı ve bozma ilamının bilirkişi raporuna ilişkin olduğu anlaşıldığına göre, 7251 Sayılı Kanun ile değişen ve yürürlüğe giren usul hükümleri Mahkemece değerlendirilmek üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.

Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 07.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.