Düşme

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'unun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Yerel Mahkemenin 24.03.2016 tarihli kararıyla sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan açılan davada, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (e) bendi uyarınca beraate ve binanın sahibi olan sanığın babası hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.

2.Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 26.09.2018 tarihli ilamıyla, sanığın babası hakkında suç duyurusunda bulunulması karşısında, soruşturmanın neticesi beklenerek ve dava açılması halinde davaların birleştirilmesine karar verilerek tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozmaya hükmedilmiştir.

3.Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ile 51 inci maddeleri uyarınca sanığın erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Kararın temyiz incelemesini yapan Dairemizin 07.04.2021 tarihli ilamıyla, sanık tarafından davaya konu edilen taşınmaza dair yapı kayıt belgesinin dosyaya sunulmuş olması nedeniyle ilgili Bakanlıktan suça konu yapıya dair 7143 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca alınmış bir yapı kayıt belgesinin bulunup bulunmadığı sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılamada, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararıyla yapı kayıt belgesinin alınmış olması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verildiği anlaşılmıştır.

Katılan vekilinin temyiz isteği, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilerek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanığın, babasına ait binada yapı ruhsatı olmadan çatı katı inşa etmek suretiyle imar kirliliğine neden olduğu iddiasıyla açılan davada Mahkeme, yapı kayıt belgesinin alınmış olması nedeniyle düşme kararı vermiştir.

1.Sanığın, davaya konu taşınmaz üzerinde yapmış olduğu inşai faaliyetinden dolayı yapı kayıt belgesi alması karşısında, düşme kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.