BOZMA ÜZERİNE
Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2. Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli kararı ile sanık ... hakkında yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın düşmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.
3.Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet kararı ile ilgili sanık müdafii tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12.04.2022 tarihli kararı ile hükmün, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
4. Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli kararı ile sanık ... hakkında yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın düşmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin "c" ve "e" bendi uygulanmaksızın birinci fıkrası, ikinci fıkrası ve 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz isteği, ilk derece mahkemesince kanuna aykırı gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, sanık ...'nın temyiz dışı sanık ...'e, ... ile aralarında yaşanan ve adli mercilere de intikal eden husumeti anlatması üzerine, daha önce ...'yı tanımayan ve aralarında husumet bulunmayan ...'in, ...'yı arabanın yanına götürerek zorla araca bindirmeye çalışması ancak çevredekilerin müdahalesi sonucu engellenmesi suretiyle sanık ...'nın ...'i, ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna azmettirdiği iddiasına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/153 Esas, 2020/165 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının "b" bendindeki “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu, suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip hâkime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır. Ancak, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki değerlendirmenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli gerekçe içermesi ve bu gerekçenin hükümde yer alan hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi ve takdiri indirim uygulamalarında dayanılan gerekçe ile çelişmemesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması, hükmolunan hapis cezasının iki yıldan az olması, inceleme konusu suç bakımından karşılanması gereken herhangi bir zararın bulunmaması ve sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmesi karşısında hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesinin subjektif şartı olan ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının "b" bendinde düzenlenen; “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şartı üzerinde durulması gerekmektedir.
Sanığın inceleme tarihinde adli sicil kaydında bulunan; hakaret suçundan hükmolunan 1740 TL ve basit yaralama suçundan hükmolunan 3000 TL adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, yargılamaya konu suç tarihi itibarıyla sanık hakkında verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yasal engel oluşturmayacağı açıktır. Ancak bu husus, sanığın suç işleme eğilimini belirleme yönünden mahkemece değerlendirmeye tabi tutulabilecektir.
Nitekim Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 gün ve 896-111 sayılı kararında benzer şekilde; kasıtlı suçtan verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların sanığın suç işleme hususundaki eğilimini belirlemek yönünden yargı makamlarınca değerlendirmeye tabi tutulabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkemece, sanığın adli sicil kaydında bulunan kasıtlı suçtan verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar dikkate alınarak, suç işleme eğilimi ile bu bağlamda kişilik özelliklerinin değerlendirmeye tabi tutulduğu ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması nedeniyle hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uygulanmadığı anlaşıldığından, bu konuda gösterilen gerekçenin dosya muhtevasına uygun, denetime elverişli, yasal ve yeterli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Öte yandan duruşmada gözlemlenen tutum ve davranışları lehine takdiri indirim sebebi olarak kabul edilerek hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uygulanan ve hükmolunan hapis cezasının “...sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde bir kanaatin oluşması...” şeklinde gösterilen gerekçe ile ertelenmesine karşın “Sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde sanık hakkında daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, her ne kadar bu karar mahkumiyet hükmünün sonuçlarını doğurmasa da, sanığın suç işlemeyi alışkanlık haline getirmesi, suç ortamından uzaklaşmaması dikkate alınarak sanığın yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından...” şeklindeki gerekçe ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle verilen kararlarda gerekçeler arasında çelişki oluşturulduğunun da kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla temyize konu hükmün, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin erteleme hükümlerinin uygulanması gerekçesi ile çelişmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve 2022/388 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararında sanık müdafinin temyiz nedenleri bu nedenle yerinde görülmekle 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereğince Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜ İLE HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.