Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, ... Mah. ... 2 numaralı sokak, No: 22 Üsküdar/ İstanbul adresinde bulunan taşınmazın zilyedi ve müstakbel maliki olduğunu, söz konusu arsanın sağ tarafında bulunan 30 numaralı komşu taşınmazın maliki olan davalı tarafından inşaat molozları ve hafriyatı döküldüğünü, belediyenin yaptırdığı korumalar sökülmek suretiyle saldırı niteliği taşıyacak şekilde ciddi zararlar verildiğini, TMK'nin 983. maddesi gereğince saldırının sona erdirilmesine ve Borçlar Kanunu'nun 41. maddesi kapsamında haksız fiil niteliğindeki zararın tazmin yolu ile giderilmesine karar verilmesini talep etmiş, 03.11.2014 tarihli cevaba cevap dilekçesinde haksız fiilden oluşan 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştirildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini açıklamıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 6.130,96 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresinde ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
HMK'nin 297/2. maddesi, "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir " hükmünü içermektedir.
Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26; 297/2).
Somut olayda; Karar başlığında Aile Mahkemesi yazılmış ise de maddi hata sonucu yazıldığı mahkemesinde her zaman düzeltilebileceği davacı vekilinin, 879 ada 21 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak elatmanın önlenmesi, eski hale getirilme tazminatı ve haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat davası açmış olmasına rağmen, sadece 21 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak eski hale getirme tazminatı hakkında hüküm tesis edilmesi, elatmanın önlenmesi ve manevi tazminat talebi hakkında olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemesi 6100 sayılı HMK’nin az yukarıda açıklanan ilkelerine aykırı olup, hükmün bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenle, davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 07.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.