DAVALIL:
1-... vekili Avukat .. 2-...

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün 2017/4012 E- 2017/4932 E sayılı dosyalar takip yapıldığını, takiplerin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı Rize İli, ... İlçesi,... Mah. ...Karayolu mevkii, 116 ada, 10 parselde bulunan 5 nolu bağımsız bölümün düşük bedel ile kızkardeşi olan diğer davalıya devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

1-Davalı ... cevap dilekçesi ile; dava konusu 10 parsel sayılı taşınmaz üzerine, diğer davalı ile dava dışı ortağı ...'ın gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşa ettikleri binadaki 5 numaralı bağımsız bölümü bankada birikmiş parasını değerlendirmek amacıyla, 145.000,00 TL bedel karşılığında satın aldığını, satış bedelinin parça parça bankadan çektiği krediler ile elden ödediğini, taşınmazı satın aldığı sırada diğer davalının davacıya verilen bonolara kefil olduğundan haberdar olmadığını, satışın gerçek olduğunu, haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

2- Davalı ... cevap dilekçesi ile; dava dışı ... ile birlikte dava konusu 10 parsel sayılı taşınmaz üzerine bina inşa ettiklerini, inşa edilen binadan daire satın almak istemesi üzerine, 5 numaralı bağımsız bölümü 145.000,00 TL bedel karşılığında davalı ...'e sattıklarını, satış bedelini elden tahsil ettiklerini, kardeşinin yaptığı iş nedeniyle...nın borçlu olduğu bonolara kefil olduğunu bilmediğini, kendisinin de bono bedellerinin ödenmediğinden haberdar olmadığını, Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün 2017/4012 E. ve 2017/4932 E. sayılı dosyaları ile borcu öğrendiğini, satışın gerçek olduğunu, haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 07.03.2019 tarihli ve 2017/446 Esas ve 2019/59 Karar sayılı kararıyla; "Davalı ... dava konusu taşınmazı 145.000,00 TL'ye sattığını, diğer davalı da dava konusu taşınmazın dava dışı ... ile ... tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edildiğini, yüklenicilere isabet eden bağımsız bölüm olduğunu, 145.000,00 TL'ye satın aldığını beyan ederek 16.07.2014 tarihli adi yazılı sözleşmeyi sunmuşlar ve tanık olarak dinlenen ... bu beyanı doğrulamış ise de, 16.07.2014 tarihli satış sözleşmesi her zaman oluşturulabilecek adi yazılı sözleşme olup, davalı tarafça ödeme belgesi olarak sunulan 30.12.2013-21.03.2014-13.06.2014-14.07.2014 tarihli ödemelerde ödemenin niteliği belirtilmediği gibi, tapudaki resmi satış ve dosyaya sunulan 16.07.2014 tarihli adi yazılı sözleşme tarihinden önceye ilişkin olduğundan, tapuda devir yapılmaksızın satış bedelinin ödenmesi hayatın olağan akışına aykırı olup, aksini kanıtlamak davalı tarafa ait olduğundan, aksi kanıtlanmadığından savunmaya itibar edilmemiştir.
Davalılardan ... yemin deliline dayanmış ise de, yemin kişinin kendisinden sadır olan konuda karşı tarafa teklif edileceğinden, satış davacı ile davalı ... arasında gerçekleşen işlem olmadığı için satışın gerçek olmadığı yönünde davacı tarafa yemin verilemeyeceğinden, yemin teklifi hatırlatılmamıştır.
İİK 277/1-2 maddesi uyarınca, karı koca, usul füru neseben veya sıhren 3. derece dahil hısımlar ile evlat edinen ve evlatlık arasındaki ivazlı tasarruflar, akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama gibi kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut belgeler ve tarafların kabulünde olduğu üzere ... ve ... ana baba bir kardeş olduğu gibi, akitteki satış bedeli 60.000,00 TL olup, mahallinde yapılan keşif sonunda akit tarihi itibariyle tespit edilen rayiç değerinin 188.000,00 TL ve akitteki değerin 3 katı olup, borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir değer kabul ettiği sabit olduğundan, davacı tarafın iddiası sübuta erdiğinden, davalı tarafça satışın gerçek satış olduğu usulüne uygun belge ile kanıtlanmadığından, tasarrufun İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca davacı taraf yönünden iptaline, Anadolu 7. İcra Dairesinin 2017/4012 ve 2017/4932 takip sayılı dosyalardaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek iyi niyetle satın aldığını, kardeşinin maddi durumunu bilmesinin mümkün olmadığını, beyan ederek istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2021 gün, 2019/3024 E, 2021/1337 K sayılı kararı ile; borçlu ile tasarruf eden davalı 3.şahıs ...'nin kardeş olması nedeniyle tasarrufun bağışlama sayılacağına ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması, tapu tescilinden önce davalı ...'nin banka hesabından zaman zaman benzer miktarlarda küçük meblağlar çektiği, çekilen paraların borçluya verildiğine dair belge yok ise de düşük meblağların kardeşler arasında elden ödenmesi mümkün olduğundan ve çekilen miktarın birinin de borçlunun eşi adına havale edilmesi karşısında bu ödemelerin tescilden önceki peşinat ödemesi için çekildiğini ve tapu tescil tarihinde de kalan miktarın banka hesabından topluca çekilmesi de bu meblağın tapu devri için olduğunu gösterdiği, davalı devralan 3. şahıs ...'nin, öğretmen olduğu, davalı borçlu kardeşi ile iş ilişkisinin bulunmadığı, kardeşi borçlunun iş ilişkilerini, işi ile ilgili bonolara kefil olduğunu bilebilecek konumda olmadığı, dosyaya sunulan banka kayıtlarından dava konusu taşınmazın tescil tarihinden bir yıl sonra kiraya verildiği kiraların, dönem artışları ile birlikte davalı ... adına ödenmeye devam ettiği, Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararı karşısında davalı ...'nin borçlunun kardeşi olması onun alacak ve borçlarını bildiğine karine teşkil etmediğinden bu hususun davacı tarafından ispatı gerekeceği, takbis sisteminden davalı ... adına kayıtlı iki adet taşınmaz olduğu, birinde davalı ...'nin oturduğu, diğer gayrımenkulün ise dava konusu olan gayrımenkul olup onun da dava dışı başka bir şahsa kiraya verildiği, bu gayrımenkulün mal edinme saiki ile satın alındığı, mal kaçırma amacıyla tasarrufun yapıldığı ispatlanamadığı, İİK'nın 280 inci maddesinin de uygulama imkanının olmadığı gerekçesi ile davanın reddi yerine kabulü kararı verilmesi doğru olmadığından istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına kararın davanın reddi olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde davanın İİK 280/1 hükmü gereğince değerlendirilmediğini, eksik inceleme yapıldığını beyan ederek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Dosya içeriğine, mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

Bölge Adliye Mahkemesince; Anayasa Mahkemesince, İİK 278/1 hükmünün (davalıların kardeş olması sebebi ile) iptal edilmiş olması ve dava konusu gayrımenkul için davalı 3. kişi tarafından ara ara ödemelerin yapılmış olmasına, haciz süresi ile tasarruf tarihi arasında da İİK 278 de aranan 2 yıllık haciz süresinin de geçmiş olmasına göre bedel farkının iptal nedeni sayılmamasına, davalılar arasında kardeş ilişkisi bulunsa da davalı ...'ün davalı borçlu kardeşi ile iş ilişkisinin bulunmaması sebebi ile davalı borçlunun durumunu bilebilecek durumda olmadığı gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeni hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
15.11.2018 tarih, 30596 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarih, 2018/9 Esas ve 2018/84 Karar sayılı kararı ile İİK 278 inci maddesinin 3 üncü fıkrasının ...(1) numaralı bendinde yer alan "...neseben veya..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline...kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine, " karar verilmiş olup bu karar 15.08.2019 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiştir.

Davalıların kardeş olması sebebi ile aralarındaki tasarrufun iptale tabi olacağına ilişkin İİK'nın 278 inci maddesi yukarıda bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş ise de İİK'nun 280 inci maddesi malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemlerin, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edileceği şeklinde olup davalı ...'ün davalı borçlunun kardeşi olması dolayısıyla İİK 280/1-3 maddesi gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden farz edilmesine göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA;

Peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,

HMK nun 373/2 hükmü gereğince; dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oybirlliği ile karar verildi.