İlk Derece Mahkemesi'nce verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; karar tarihi itibariyle temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2016 tarihli İddianamesi ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Uşak 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 6.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 22.12.2020 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanık hakkında sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan 6.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi; suçun sübutuna, suçun unsurlarının oluşmadığına ve suç işleme kastı bulunmadığına, ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesi'nin Kabulü
İncelemeye konu olay; temyiz dışı sanık ...'ın emlak dükkanı sahibi olduğu, bu dükkanın gerçekte faaliyette bulunmayıp sahte işyeri olduğu, sanığın ise muhasebeci olduğu, mağdure ...'ın bilgisi olmaksızın, işyerinde çalışmamasına rağmen, sanığın mağdureyi işyerinde çalışıyor olarak gösterip, e-bildirge ile elektronik ortamda içerik itibarıyla doğru olmayan işe giriş bildirgesi düzenleyip sigortalı olarak göstermesi, iddiasına ilişkindir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi'nin Kabulü
İlk Derece Mahkemesi'nce kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

1.Sanığın ve temyiz dışı sanık ...'ın istikrarlı beyanlarına göre; sanığın muhasebesini tuttuğu ve ...'a ait olan iş yerinin 2 ay süreyle faaliyette bulunduğu anlaşılmış, ...'nun Mahkeme'ye gönderdiği 26.11.2015 ve 23.02.2016 tarihli cevabi yazılarına göre de, temyiz dışı sanık ...'ın emlak iş yerini işletmesi nedeniyle ...'a iş yerinde çalışacak kişilerin sigorta giriş bildirgesini düzenlemesi amacıyla tutanak ile internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi verilerek ...'a teslim edildiği belirtilmiştir. Sanığın mağdure ...'ın bilgisi olmaksızın, mağdurenin işyerinde çalışmamasına rağmen, ... tarafından ...'a verilen kullanıcı kodu ve şifresini kullanarak elektronik ortamda doğru olmayan işe giriş bildirgesi düzenleyip mağdureyi sigortalı olarak gösterdiği belirlenmiştir. Bu tespitlere göre, suça konu iş yerinin kısa bir süre faaliyette bulunduğu ve sonra kapandığı, sanığın da bu iş yerinin muhasebeciliğini yaptığı, iş yeri sahibinden aldığı kullanıcı kodu ve şifresiyi kullanarak, mağdureyi sigortalı olarak çalıştığına ilişkin gerçek olmayan verileri ... kayıtlarına girdiği, bu şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 244 üncü maddesinde düzenlenen sisteme veri yerleştirme suçunu işlediği anlaşılmakla; Tebliğname'nin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

2. Mağdurenin anlatımını doğrulayan, ... tarafından yazılan müzekkere cevabı ve sanığın suçtan kurtulmaya yönelik tevilli savunması ile tüm dosya kapsamındaki deliller karşısında, sanık müdafiinin temyiz gerekçeleri yerinde görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin, 22.12.2020 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Uşak 4.Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 13.03.2024 tarihinde karar verildi.