Mahkûmiyet

Sanığa yüklenen suçtan katılan sıfatını alabilecek şekilde zarar gören ve sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek katılma talebinde bulunan ancak doğrudan zarar görmediği gerekçesiyle katılma talebi reddedilen, hükmün tebliği üzerine de hükmü temyiz eden Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. yönünden mahkemenin katılma talebinin reddine dair kararı kaldırılarak, katılma talebinin CMK'nin 237/2. maddesi uyarınca kabulü ile adı geçenin katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/359 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteği; temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ile hüküm kurulmasının ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanık ve müdafinin temyiz isteği; sanığın atılı suçu işlemediğine, aksi kanaat halinde ise eylemin 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçunu oluşturacağına, bu nedenle sanık hakkında kurulan hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

1. Sanığın yetkilisi olduğu Realist İletişim adlı firma tarafından katılanın bilgisi dışında adına sahte abonelik sözleşmeleriyle GSM hattı çıkarıldığı anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmasında, suçlamayı kabul etmemiştir.

3. Bilirkişi raporuna göre, suça konu abonelik sözleşmesindeki imzanın katılanın elinden çıkmamış olmasının kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.

4. Mahkemece, sanığın savunması, katılanın beyanları, abonelik sözleşme fotokopisi, bilirkişi raporu tüm dosya kapsamı ile sanığın özel belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit olduğu kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemleri gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1. 19.02.2014 tarihli ve 28918 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun'un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki "kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri karşısında; sanıkların eylemlerinin özel hüküm niteliğinde bulunan, lehe olan ön ödeme usulüne ve basit yargılama usulüne tabi 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden "özel belgede sahtecilik" suçundan hüküm kurulması,

2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçunda; hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 nci maddesiyle 5809 sayılı Kanun'a eklenen "Dava ve cezaların ertelenmesi'' başlıklı geçici 7 nci madde ile "kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir'' hükmü gereğince sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/359 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafii ile katılan ...vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.