Beraat, kaçak eşyanın müsaderesi
Katılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Vekilinin Temyizi Yönünden
Suçtan doğrudan zarar görmeyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Temyizi Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında eksik inceleme ile usul ve kanuna aykırı biçimde beraat kararı verildiğine ve re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir.
A. Katılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (5607 sayılı Kanun) kapsamında kaldığı, 5607 sayılı Kanun'un davaya katılma başlıklı 18 inci maddesinin birinci fıkrasındaki ''Bu Kanunda tanımlanan suçlar dolayısıyla açılan davalarda mahkeme, iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine de gönderir. Başvurusu üzerine, ilgili gümrük idaresi açılan davaya katılan olarak kabul edilir.'' şeklindeki düzenleme uyarınca, bu suçtan zarar görenin Gümrük İdaresi olduğu cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, mahkemece kamu davasına katılmasına karar verilmiş olmasının da hükmü temyize hak vermeyeceği anlaşılmakla, katılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Olay tutanağına göre; kolluk görevlileri tarafından sanığın olay tarihinde elinde gri renkli valiz ile cadde üzerinde görülerek şüphe üzerine durdurulduğu, valizde ne olduğu sorulduğunda valizi açarak içerisindeki 35 karton kaçak sigarayı görevlilere gösterdiği ve sigaraların muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.
Bu olay nedeniyle sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece sanığın savunmasının tespit edilmediği belirlenmiştir.
Mahkemeye gelmemiş olan sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen ve ancak derhal beraat kararı verilebilecek hallerde sınırlı olarak uygulama yeri bulunan 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesinin söz konusu olayda uygulanmasının mümkün bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve özel Dairelerin uyum gösteren kararlarının da bu yönde olduğu gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun'un 147 nci ve devamı maddeleri uyarınca sanığın savunması alınıp, sonucuna göre hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken, savunma alınmadan mevcut kanıtlar tartışılarak, delil takdirine girilmek suretiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine aynı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
1.Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (...) vekilinin temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği,
Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 13.03.2024 tarihinde karar verildi.