İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne
Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki 6292 sayılı Kanun 14/2 nci maddesi uyarınca 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun'a (2924 sayılı Kanun) göre tamamlanamayan işlemlere dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ili Kepez ilçesi ... köyü 311 parsel sayılı taşınmazın (yenileme sonrası 28226 ada 29 parsel) kesinleşmiş orman sınırında iken 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, 2924 sayılı Kanun yürürlükte iken taşınmazın kullanım durumuna göre hak sahipliği tespiti yapıldığını ve askıya çıkarılarak kesinleştiğini, kişilerin kullanım alanlarına göre taşınmazda rayiç bedellerin tespit edildiğini ve bedellerin ödendiğini, bunun üzerine tapuya tescil için müzekkere yazıldığını, tapuya tescil aşamasında işlemlerin durdurulduğunu ve tescilin sağlanmadığını, daha sonra 6292 sayılı Kanun'un 14/2 nci maddesi hükmünün yürürlüğe girdiğini, bu hüküm doğrultusunda da 2924 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde bedeli ödenen taşınmazların hak sahiplerine bedelsiz devrinin yapılması gerektiğini, Milli Emlak Müdürlüğüne başvurduklarını ancak davacılar adına tescil işleminin yapılmadığını, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre davacılara iade (temlik) edilmesi gereken yerlerden olduğunun tespiti ile bedeli ödenen hisselerin Hazine adına kayıtlı tapusunun iptaline ve hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davacıların kullanımlarının olduğu taşınmazların bedellerinin ödendiği, dava konusu taşınmazların 2/B alanı içinde kaldığı, 6292 sayılı Kanun kapsamında iade şartlarının oluştuğu gerekçeleriyle, bilirkişi raporunda belirtilen miktarlarda davacıların davasının kabulü ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Karara karşı davalı Hazine vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; iş bu davalarda adli yargının görevli olduğu, eldeki dava dosyasında bulunan belgelerden, çekişmeli taşınmazın geldi parseli olan 311 parselin 12.285 metrekare kısmının davacı ...’ya, 12.150 metrekare kısmının ...'a, ORKÖY Başmühendisliği tarafından satıldığı, parasının tahsil edildiği ancak tescil işleminin yapılmadığı, ... tarafından da satın alınan 12.285 metrekare kısımdan 4.000 metrekare bölümünün muvafakatname ile davacı ...’a devredildiği, yine ... tarafından da satın alınan 12.150 metrekare kısımdan 4.000 metrekare bölümünün muvafakatname ile davacı ...’a devredildiği, çekişmeli taşınmazın uygulama kadastrosuna tabi tutularak 28226 ada 29 parsel numarasını aldığı ve yüzölçümünün de 319.860,26 metrekare olarak tescil edildiği, davacıların süresinde iade için başvurdukları ancak iade başvurularının milli emlak tarafından iade şartları bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, 6292 sayılı Kanun'un 14/2 nci maddesi uyarınca 2924 sayılı Kanun hükümlerine göre hak sahibi olduğu tespit edilenler hakkında yapılan ve tamamlanamayan işlemlerin, mali yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getiren kişilerin hakları korunarak bu kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca sonuçlandırılacağının hüküm altına alındığı, ancak İdarece iade işleminin gerçekleştirilmediği, bu nedenle eldeki davanın açıldığı, davacıların yukarıda yazılı metrekare yüzölçümündeki bölümleri satın aldığının ve bedellerin ödendiğinin anlaşıldığı, davacı tarafça eski 311 parsele ilişkin ORKÖY Başmühendisliğince belirlenen bedelin, Anayasa Mahkemesinin 04.10.2002 tarihli 24896 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 23.01.2002 tarihli ve 2001/382 Esas, 2002/21 Karar sayılı Hazineye ait taşınmaz malların satışını öngören 4706 sayılı Hazineye ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunda Değişiklik yapılması Hakkında Kanun'un (4706 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin iptaline ilişkin karardan önce tahsil edildiği, iptal kararının kazanılmış haklara tesir etmeyeceği gibi geriye de yürümeyeceği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermekle, mahkemece davacıların satın aldıkları metreka üzerinden hüküm kurulmuş ise de devamında bakiye hissenin Hazine adına tesciline karar verildiği, bu şekilde hem metrekare hem paya yönelik kurulan hükmün infaz kabiliyetinin olmadığı, yenileme sonucu taşınmazın yüzölçümünün değiştiği ve pay konusunda oranlama yapmak gerektiğinden, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, Antalya ili Kepez ilçesi Odabaşı Mahallesi 28226 ada 29 parselde (eski 311 parsel) sayılı taşınmazda hazine adına kayıtlı 31986029 hisseden toplamda 2390073 hissenin tapu kaydının iptali ile iptal edilen bu hisselerden; 810385/31986029 hissenin davacı ..., 797180/31986029 hissenin davacı ..., 391254/31986029 hissenin davacı ... ve 391254/31986029 hissenin davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6292 sayılı Kanun uyarınca iade şartlarının oluşmadığı, davaya bakmakta idari yargının görevli olduğu, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiği hususlarında temyiz edilmiştir.
Dava, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Desteklenmesi Kanunu (2924 sayılı Kanun) hükümlerine göre takdir edilen parası Hazineye ödenerek satılan taşınmazı, satın alan kişiler adına tapuya tescil istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usul ve Kanuna uygun bulunmamaktadır.
Dava, 2924 sayılı Kanun hükümlerine göre satılan ve takdir edilen parası Hazineye ödenen taşınmazı satın alan kişiler adına tapuya tescili istemine ilişkindir.
İdari işlem, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdari eylem ise, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2' nci maddesine göre, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları idari davadır ve idari yargı yetkisi kapsamındadır.
Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacılar vekilinin eldeki davadaki talebi ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde; somut olayda, dava konusu taşınmazın bedelini ödeyen davacıların adlarına gerek tespit gerekse tescil işlemi yapılmaması idari bir işlemdir ve bu işleme yönelik itirazları incelemek konusunda idari yargı yolu görevlidir. Mahkemesince yargı yolu nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemenin kendisini görevli görerek, davanın kabulüne karar verilmesi yanlış olup, hükmün bu nedenle bozulması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama kararına iştirak edememekteyiz.