Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gaziantep 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/710 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; suça konu bono asıllarının duruşmada incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatma niteliğinin ne şekilde gerçekleştiğinin karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; suça konu bonolardan birinde çifte vade bulunduğundan eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna ilişkindir.
Sanık hakkında, katılanın borçlu göründüğü üç adet senedi sahte olarak düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; savunma, suça konu senetlerdeki adına atılan imzaların katılana ait olmadığını, yazı ve imzaların sanığa ait olduğunu tespit eden bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla yüklenen suçun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Gerekçeli karar başlığında 11.04.2014 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin zincirleme suça konu senetlerden en sonuncusunun düzenlendiği tarih olan 29.08.2013 olarak mahallinde düzeltilmesi münkün görülmüştür.
A. Tebliğname Yönünden
Dosyada suretleri bulunan suça konu belgelerin matbu senet niteliğinde oldukları, aldatma niteliklerinin bulunduğu belirlenmekle, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Suça konu 06.08.2013 tanzim tarihli bir adet senedin vade gününü gösteren üst kısmındaki tarihin 20.12.2013, metin kısmındaki tarihin ise Yirmi Kasım ikibinonüç şeklinde farklılık taşıması nedeniyle çifte vadeli olup bono niteliği taşımadığı özel belge olarak kabulü gerektiği, suça konu 06.08.2013 tanzim ve 20.12.2013 vade; 29.08.2013 tanzim ve 25.12.2013 vade tarihli senetlerin ise yasal unsurları haiz bono niteliğinde oldukları belirlenmekle, sanık hakkında zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kuran Mahkemenin kabul ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/710 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2024 tarihinde karar verildi.