Davanın reddine

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı tarafından Bursa Kadastro Mahkemesine verilen dava dilekçesinde özetle; Gemlik ilçesi ... Köyü Hisartepe mevkiinde kain 121 ada 89 parselde kayıtlı taşınmazın 2/B uygulaması ile Maliye Hazinesi adına yazıldığını, bu yerin içerisinde 10.600 m2 lik zeytinlik vasfında meyva ağaçlarının bulunduğunu, bu yerin orman ile ilgi ve alakasının bulunmadığını, taşınmaz üzerinde 45 yıllık bir zilliyetliğinin olduğunu belirterek taşınmaz içerisine katılan 10.600 m2 lik zeytinlik ve meyva ağaçlarının olduğu kısmın parselden ifraz edilerek ayrı parsel numarası ile kendi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiş, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde 2014/1828 Esas ve 2014/3854 Karar sayılı ilam ile; 21 ada 89 sayılı parsel içinde yer alan ve hakkında daha sonra 121 ada 402 parsel sayısıyla kullanım kadastro tutanağı düzenlenen krokide (C) harfi ile gösterilen bölüm yönünden kurulan usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, bilirkişi raporuna ekli krokide (A ve B) harfleriyle gösterilen taşınmazlara yönelik açılan dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına konu taşınmaz bölümleri yönünden Kadastro mahkemesince bozma ilamına uyularak, davaya bakmak görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek, dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, dava konusu 121 ada 89 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü dışında kalan ve fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.596,64 m² ve (B) harfi ile gösterilen 3.553,98 m² yüzölçüm alanların ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2018/5345 Esas 2019/927 Karar 12.02.2019 tarihli ve sayılı kararı ile "Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanunun (5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile eklenen) Ek- 4 üncü maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosu sırasında davacının dava ettiği ve bilirkişi raporuna ekli krokide (A ve B) harfleriyle gösterilen sırasıyla 1596,64 m² ve 3553,98 m² yüzölçümündeki taşınmazlar hakkında kullanım kadastro tutanağı düzenlenmediği, bu taşınmazların 2/B madde kapsamı dışında orman parseli içinde kaldıkları mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlendiği, orman tahdit çalışmasının ise 1948 yılında yapıldığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken 'dava konusu 121 ada 89 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü dışında kalan ve fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.596,64 m² ve (B) harfi ile gösterilen 3.553,98 m² yüzölçüm alanların ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tesciline' karar verilmek suretiyle ayrıca tescil hükmü kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüştür" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek devam olunan yargılama sonucunda, "uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yargılama tamamlanmış ve davanın reddi hususunda onama kararı olduğundan" hükümde yer alan tescile dair kısım çıkarılarak davanın reddi şeklinde hüküm kurulmuştur.

Anılan karar davacı tarafından "senelerdir dava konusu taşınmazı kullandığı, taşınmazdaki gerek zeytin ağaçlarının yaşı, gerek toprak yapısı itibariyle taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığının açık olduğu, mahkemece eski tarihli hava fotoğrafları getirtilmeden, mahalli bilirkişiler dinlenmeden karar verildiği, civar komşuların tapularını alırken kendisine tapu verilmemesinin yanlış olduğu, dosya için çok masraf yaptığını, yapılan yanlışlığın düzeltilmesini, kendisine tapunun verilmesi gerektiği" gerekçeleriyle temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi