Mahkûmiyet
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 42 nci maddesinin birinci fıkrasına göre eski hale getirme talebi hakkında inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olması nedeniyle, eski hale getirme talebinin kabulüne ilişkin 02.06.2016 tarihli ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu; sanığın ibraz etmiş olduğu ve 7 gün istirahatli olduğuna ilişkin 20.05.2016 tarihli sağlık raporu nazara alındığında, eski hale getirme istemi yerinde görüldüğünden, temyiz talebinin reddine ilişkin 30.05.2016 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede:
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2016 tarihli ve 2015/536 Esas, 2016/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği özetle; eksik araştırma ile karar verildiğine, yüklenen suçu işlemediğine ve suç işleme kastının bulunmadığına ilişkindir.
Sanık hakkında sahte olarak düzenlenen suça konu yasal unsurları haiz 12.12.2012 keşide tarihli ve 23.000,00 TL tutarındaki çeki kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunması, ilgili bankanın, suça konu çekin tamamen sahte olduğuna ilişkin 11.04.2013 tarihli yazısı, suça konu çekin ön yüzündeki keşideci imzası ve arka yüzündeki birinci ciranta imzasının M.Y.'nin eli ürünü olmadığına dair uzmanlık raporları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. A.T. ve H.İ.Ş.'nin soruşturma aşamalarındaki ifadeleri ve dosya arasında bulunan 15.08.2012 tarihli Protokol Satış Sözleşmesi başlıklı faks çıktısına göre, suç tarihinin 14.08.2012 olduğu anlaşılmakla, gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin Mahkemece düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2016 tarihli ve 2015/536 Esas, 2016/214 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2024 tarihinde karar verildi.