Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 06/08/2009 tarihinden itibaren işten çıkarılma tarihine kadar davalı iş yerinde üstün bir gayret ve özveri ile aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin davalı işyerinde çalıştığı dönemde ücretini zamanında alamadığını, zamanında ödenmeyen ücretleri için talepte bulunduğunu, davalı işverenin ise "işinize geliyorsa, beğenmiyorsanız kapı orada" diyerek müvekkilinin işine son verdiklerini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti ve milli bayram tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 06.08.2009 tarihinde işe başladığını, çalışmasından memnun olduklarını, davacının mal sarma işinden sorumlu olduğunu, 29.05.2013 tarihinde başka bir işyerinde işe başladığını, işyerini terk ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı işçinin fazla ... yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla ... yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla ... alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla ... olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla ... ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla ... yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla ... alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla ... ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla ... yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, dosyaya davalı işveren tarafından 2011/Haziran-2013/Haziran ayları arasındaki döneme ait işyerine giriş ve çıkışları gösterir elektronik kart sistemi kayıtları sunulmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının çalıştığı tüm dönem için tanık beyanlarına itibar edilerek fazla mesai ücretinin hesaplandığı görülmüştür.
Yukarıdaki ilke kararda açıklandığı üzere, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Mahkemece, işyerine giriş ve çıkış kayıtlarının sunulduğu dönem yönünden kayıtlara itibar edilerek, kayıtların olmadığı dönem için ise tanık beyanlarına göre fazla mesai ücreti hesaplatılmalı, takdiri delil niteliğindeki tanık beyanlarıyla kanıtlanan fazla mesai ücretinden karineye dayalı makul indirim (takdiri indirim) yapılmalı, hüküm altına alınacak miktar bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözden kaçırılmamalıdır.

Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.