Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminata ilişkin asıl dava ve manevi tazminata ilişkin birleşen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın, 20.11.2015 tarihinde davacı idaresindeki motosiklete çarpmasıyla meydana gelen kaza sonucu davacının yaralanıp malul kaldığını belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici iş görmezlik tazminatı, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05.03.2018 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 7.505,49 TL geçici iş görmezlik tazminatı, 66.441,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 73.946,67 TL'ye yükseltmiştir.

2. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; 20.11.2015 tarihinde, davalılardan ...'in işleteni ve davalı ...'nün sürücüsü olduğu aracın, davacı idaresindeki motosiklete çarpmasıyla meydana gelen kazada, davacının yaralanıp malul kaldığını ve manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL manevi taziminatın araç işleteni ile sürücüsü olan davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazanın oluşunda tamamen davacı sürücünün kusurlu olduğunu, davacının sürücü belgesiz ve tescilsiz araç kullandığını, gerçek zararının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, kazanın oluşunda seyir önceliğine uymayan ve hızlı seyir eden davacının tamamen kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazanın oluşunda davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğu, davacının kaza sonucu % 9,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığı, iyileşme süresinin 6 ay olduğu, hesap raporuna göre davacının sürekli iş görmezlik tazminatının 66.441,18 TL ve geçici iş görmezlik tazminatının 7.505,49 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan bu miktardan davalıların sorumlu bulunduğu, davacının bedensel bütünlüğündeki kayıp oranı, sürücü belgesiz ve tescilsiz araçla trafiğe çıkarak böyle bir zararın oluşmasındaki rolü dikkate alınarak manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 73.946,67 maddi tazminatın olay tarihinden itibaren (davalı ... şirketi yönünden dava tarihinden) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, hükmedilen manevi tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olduğu, ancak dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edildiği halde olay tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmemesinin hatalı olduğu, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulması suretiyle asıl davanın kabulü ile 73.946,67 maddi tazminatın olay tarihinden itibaren (davalı ... şirketi yönünden dava tarihinden) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafın ağır kusuru ve davacının maluliyet oranı göz önüne alındığında daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu belirtmiştir.

asıl dava yönünden davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle davacı karşı araç sürücüsünün sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı istemi ile birleşen dava yönünden davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle davacı karşı araç sürücüsünün manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,50,54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ve olayın oluş şekli dikkate alındığında yeterli bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.