Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 12.11.2010 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre toplam 18 bağımsız bölüm yapılacağı ve müvekkiline değişik katlardan altı bağımsız bölümün anahtar teslimi olarak vermeyi taahhüt edildiğini, davalının daha sonra projede değişiklik yaparak binaya iki bodrum kat eklediğini ve binayı sekiz kat olarak yaptığını, bu değişiklikle elde ettiği fazla katlardan davacıya pay vermediğini, davalının projede yaptığı değişiklikle davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutularak 5.000,00 TL'nin zenginleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 88.421,05 TL'ye çıkartmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının dava konusu yapılan taşınmazı davacıdan satış yolu ile devraldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin taraflar arasında kaç dairenin devredileceğine ve bu dairelerin özelliklerine ilişkin olduğu, müvekkilinin sözleşme gereği davacıya altı daire ve dükkan/depo vererek yükümlüğünü yerine getirdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli, 2015/98 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararıyla; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede arsa üzerine kaç katlı ve kaç daireden oluşacak bir bina yapılacağına dair herhangi bir hükmün olmadığı, sadece davacıya toplamda 6 adet dairenin verileceği ve bu dairelerin hangi özelliklerde yapılacağına dair hükümlerin yer aldığı, arsanın üzerine bina yapımına başlanmadan önce davalı tarafa satış yolu ile devredilmiş olması sebebiyle imzalanan sözleşmenin tipik bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olmadığı, davacının sözleşme gereğince alması gereken daireleri teslim almış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli, 2015/98 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 10.09.2019 tarihli, 2016/5967 Esas, 2019/3490 Karar sayılı ilamında; dava konusu sözleşmenin tipik bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğu, sözleşmede özel hüküm bulunmaması halinde arsa sahibinin, sözleşmedeki paylaşım dengesinin aleyhine bozulmasından dolayı sözleşmeye göre fazladan imal edilen ve ortak alan vasfında olmayan kısımlarla ilgili tapu iptali ve tescil veya bedellerinin tazminini talep etme hakkına sahip olduğu, somut olayda sözleşme içeriğinde taşınmazın tamamında kaç daire olacağına ilişkin hüküm bulunmamakla birlikte fazla imalat olması halinde kime ait olacağının da belirlenmemiş olduğu, sözleşmenin eki olduğu anlaşılan ve tarafların imzası bulunan sözleşmede belirlenen paylaşıma uygun, tarafların imzası bulunan, sözleşmenin eki olduğu anlaşılan krokide 18 adet daire yapımı konusunda mutabakata varıldığı anlaşıldığı, bu durumda sözleşme uyarınca 18 daire yapılacağı, 18 daireden 6 bağımsız bölümün arsa sahibine ait olacağının kabulü doğrultusunda sözleşme oranının belirlenmesi ve uyuşmazlığın sözleşmedeki bu orana göre giderilmesi gerektiği, bu durumda mahkemece tarafların imzasını taşıyan krokide belirlenen dağılıma göre sözleşme oranının belirlenmesi, mahallinde yeniden keşif yapılarak gerçekte davacıya verilen bağımsız bölümlerin gerek m² gerekse konumlarına göre değerleri belirlenmeli ve sonuç itibariyle yüklenicinin sebepsiz zenginleşmesinin bulunup bulunmadığı tesbit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sözleşmede özel hüküm bulunmaması halinde arsa sahibinin, sözleşmedeki paylaşım dengesinin aleyhine bozulması durumunda bedellerini talep edebileceği, mahkemece Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda tarafların imzasını taşıyan krokide belirlenen dağılıma göre sözleşme oranı belirlenmesi açısından mahallinde yeniden keşif yapıldığı, gerçekte davacıya verilen bağımsız bölümlerin gerek m² gerekse konumlarına göre değerleri belirlendiği açıklanarak davanın 50.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde

1. Bilirkişi raporunda fazladan yapıldığı belirtilen bağımsız bölümlerden 1 no.lu meskenin değeri 120.000,00 TL, 2 no.lu meskenin değeri 110.000,00 TL, 3 no.lu deponun değeri ise 40.000,00 TL olarak tespit edildiğini, ancak söz konusu bağımsız bölümlerin fazladan yapılan bağımsız bölümler olmadığını, sözleşmede kaç kat yapılacağının belli olmadığını, tarafların yalnızca davacıya 6 daire verileceği hususunda anlaştıklarını, ayrıca taşınmazı satın aldıklarını, tipik bir apkis olmadığını, ayrıca fazladan yapıldığı iddia edilen 22 no.lu bağımsız bölümün dahi yüklenici şirket tarafından anlaşılan 6 daire gibi davacıya devredildiğini, 22 no.lu bağımsız bölümün davacıya devir tarihinin 21.01.2013 olduğunu, taraflar arasında anlaşılan 6 bağımsız bölümün ise 31.10.2013 tarihinde davacıya devredildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının işbu dava ile fazla yapıldığını iddia ettiği bağımsız bölümleri 22 no.lu bağımsız bölümün devir tarihinden anlaşılacağı üzere çok öncesinde bildiğini, fazladan bağımsız bölüm yapıldığını ve müteahhit firma tarafından zarar uğratıldığını düşünen davacının aynı firmaya bedel ödeyip firmaya para kazandıracak bir devir işlemi yapmayacağını, kaldı ki sözleşmede belirtilen 6 bağımsız bölümün de 22 no.lu bağımsız bölüm gibi tapu satış işlemi gösterilerek devredildiğini, sözleşmede belirtilen 6 dairenin dışındaki 22 no.lu bağımsız bölüm de yüklenici şirket tarafından davacıya devredildiğinden bu bağımsız bölümün değerinin davacının payına düşecek miktardan mahsup edilmesi gerekirken kararda bu durum da göz önünde bulundurulmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde

1.Taraflar arasındaki sözleşmenin apkis olduğu ve uyuşmazlığın krokiye göre çözülmesi gerektiğinin kesinleştiğini, 22 no.lu bağımsız bölümün diğer 6 bağımsız bölüm gibi devredildiği savını da kabul etmediklerini, davacıya 6 bağımsız bölümün (Daire) "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" gereği devredildiğini, sözleşmenin eki olan krokiye uygun olduğunu, 22 no.lu bağımsız bölümün ise, satış yoluyla davacıya devredildiğini, davalının 22 no.lu depo niteliğindeki bağımsız bölüm ile ilgili farklı beyanlarda bulunduğunu, bazı beyanlarında davacıya fazladan yapılan inşaatın karşılığı olarak bedelsiz devredildiğini savunduğunu, cevap dilekçesindeki davalı beyanının da deponun bedel karşılığı verildiğini gösterdiğini, açıklanan nedenlerle kararın lehlerine bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca fazla yapılan daireler nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi, 437 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355-370. maddeleri.

1. Bozma ilamında da belirtildiği üzere taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmış olup, dosyada mevcut kroki de sözleşmenin ekidir. Bu husus bozma ilamı kapsamında kesinleşmiştir. Nitekim 22.12.2015 tarihli celsede davalı vekili de krokiye bir itirazı olmadığını belirtmiştir. Davacı arsa sahibi vekili sözleşmede öngörülenden fazla 2 daire ve bir adet depo yapıldığını, deponun bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, davalı yüklenicinin sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmektedir.

2. Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, davalı vekili 14.03.2016 tarihli temyize cevap dilekçesinde açık bir şekilde fazladan yapılan deponun belirli bir bedel karşılığı arsa sahibine verildiğini belirtmiştir. Davalı vekilinin deponun belirli bir bedel karşılığında verildiği yönündeki ikrarı göz önünde bulundurulduğunda yüklenicinin deponun tüm değerini mi yoksa yükleniciye düşen kısım kadar bedelini mi tahsil ettiğinin irdelenmesi ve araştırılması gerekmektedir.

3. Ayrıca fazladan yapılan 2 adet bağımsız bölüm + 1 adet deponun önceki bozma ilamında belirtildiği gibi paylaşım oranına göre dava tarihi itibariyle toplamlarının tespit edilerek, krokiden yola çıkılarak belirlenen oran uyarınca hesaplanması da gerekmektedir. Dosya arasındaki bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle 3 adet taşınmazın değeri hesaplanmıştır. Az yukarıda belirtilen husus da değerlendirilip, göz önünde bulundurularak taraflara düşecek daire bedellerine ilişkin yapılacak hesaplama neticesinde, ıslah dilekçesi ile talebin arttırıldığı kısım da gözden kaçırılmadan karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması uygun bulunmuştur.

Açıklanan sebeplerle;

1.Yukarıda (1,2,3) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle, taraflar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan harçların istek halinde taraflara iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.